GalaxiForum


Geri git   GalaxiForum >
.....::::: GalaxiForum-- Cafe :::::.....
> Cafe > Ciddi Ve Seviyeli Konular

Cevapla
 
Seçenekler
Alt 22-05-2020, 12:41   #49
TuFaN34
Super Moderator
 
TuFaN34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2015
Mesajlar: 15,340
Ünvan
Rep:: 21
Rep Puanı : 85
Rep Derecesi : TuFaN34 is on a distinguished road
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 7
15 Mesajınıza 15 Teşekkür Edildi
Standart Tersiyer (Primat) Hayvanı Nedir?

Sponsored Links
Tersiyer (Primat) Hayvanı Nedir

Dünyada bilmediğimiz ve görmediğimiz birçok hayvan vardır. Bunlardan biri de Tersiyerlerdir. Türkçede Cadı Makigili olarak anılır. Güneydoğu Asya’nın adalarında yaşayan ve primat türlerinden olan küçük değişik görünümlü bir memeli hayvandır. Vücut uzunlukları yaklaşık 9-16 cm.dir. Kuyrukları ise 13-28 cm olarak vücut uzunluğundan iki kat fazladır. Bu şirin hayvancıkların ağırlıkları sadece 60- 160 gram arasıdır. Tüyleri kısa ve yumuşaktır. Vücut ölçülerine göre elleri büyük, bacakları da uzundur. Vücut büyüklüğüne göre maymunlar gurubu içerisinde en uzun bacağa sahip olan tersiyerlerdir. Bu hayvanlar ağaçlarda yaşarlar ve çok hızlı tırmanırlar. Adeta ağaca yapışmış vaziyette dururlar, onu ağaçtan ayıramazsınız. Bunun nedeni tutunma özelliği çok yüksek avuçlara sahip olmasıdır. Çok büyük gözleri vardır. Göz yuvarlakları beyinlerinden daha büyüktür.
Tersiyerler ne ile beslenirler?
Tesiyerler etoburdur. Primatlar familyasından bitkisel beslenmeyen tek türdür. Kelebek, termit (beyaz karınca), örümcek, yengeç, yarasa, kurbağa, kuş, yılan gibi hayvanlarla beslenirler. Uçan bir hayvanı uzun parmaklarıyla çok kolay yakalayıp yerler. Yerde yürüyen hayvanı önce gözleyip sonrada ani hamle yaparak hedefin üzerine zıplarlar. Yakaladığı hayvanı ısırarak öldürürler, sonra da bir ağaca çıkıp avın kafa tasından yemeye başlarlar.
Tersiyerlerin Üremesi
Tersiyerlerin hamilelik süresi 180-190 gündür. Bu doğumda sadece bir yavru dünyaya gelir. O yüzden popülasyonları çok fazla değildir. Yavru doğduğunda gözleri açık ve tüylü doğar. İlk haftalarda anne, yavrusunu ağzında taşır. Yiyecek arayışına çıktığında yavruyu bir dalın arasına saklar. Böylelikle ağaç dallarıyla aynı renkte oldukları için çok iyi kamuflaj olmuş olurlar. Kısa süreliğine gider, yavrusunu yalnız bırakmak istemez. Yavrusunu emzirerek besler, 80 gün sonra emzirme süresini bitirir. Yavrular 1-2 yıl sonra erişkinliğe ulaşır.
TuFaN34 is nu online   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-05-2020, 12:04   #50
TuFaN34
Super Moderator
 
TuFaN34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2015
Mesajlar: 15,340
Ünvan
Rep:: 21
Rep Puanı : 85
Rep Derecesi : TuFaN34 is on a distinguished road
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 7
15 Mesajınıza 15 Teşekkür Edildi
Standart Hindistan Hakkında İlginç Bilgiler

Hindistan Hakkında İlginç Bilgiler
1.200.000 nüfusu ile dünyanın en büyük 2. nüfusuna sahip olan Hindistan, yaşam tarzı ve gelenekleriyle oldukça ilginç bir ülkedir. Bu ülkenin en ilginç olaylarını sizlerle paylaşmak istiyoruz.
1- Sokakta banyo yapan, tıraş olan, hatta tuvaletini yapan insanları görürseniz şaşırmayın. Hindistan burası daha ne gariplikler göreceksiniz.
2- Bir kadının kocasına ismiyle hitap etmesi büyük bir saygısızlık olarak görülür.
3- Dul kalan bir kadın kötü şans olarak görülür. Bunun nedeni iyi kadının neden kocası ölmüş olsun düşüncesidir. Hatta bazı bölgelerde Sati geleneği uygulanır. Bu gelenekte kocası ölüp, dul kalan Hintli kadınlar kendilerini benzin döküp yakarlar yada başkalarına yaktırırlar. Böylelikle kocaları öldükten sonra tüm günahlarından arınıp, diğer dünyada da kocalarının yanında olacaklarına inanıyorlar.
4- Yüz ölçümü bakımından dünyanın 7. ülkesi olan Hindistan, dünyanın en büyük demokrasisi olarak adlandırılıyor.
5– İnekler Hindistan’da yedi anneden biri olarak kabul edilir, iyi şansın sembolü olarak gördüklerinden ülkede rahatça dolaşabilirler. Hindistan’da inek kesmenin cezası 8 yıl hapis.

6- Hindistan’da, yemeğe gelen misafir yemekten sonra geğirmezse yemeği beğenmemiş olarak algılanıyor.
7- Evlere temizliğe gelen kadınlar evdeki temizlik işleri dışında, evde bekar erkek var ise onun he türlü ihtiyacını karşılamak zorunda.
8– Dünyada en fazla kürtajın yapıldığı ülkedir.
9- Dişiniz çekilecekse dişçiden muayene randevusu almaya gerek yok. Seyyar tezgahlarda diş çeken uzmanlara dişinizi çektirebilirsiniz.
10– Ülkede bir milyondan fazla milyoner vardır.
11– Nüfusun % 35’i yoksulluk sınırının altında yaşar. Bir çoğu da günde 2 dolara geçimlerini sürdürüyorlar.
12– Ganj Nehri’ne girerek günahlardan arınırlar. Bu nehir Hindu’lar için tanrıça gibi kutsal sayılır. Ganj nehrine giren hintliler günahlarından arındığına inanmaktadır. Aynı zamanda ölen Hindu’lar Ganj Nehri’nin kıyısında yakıldıktan sonra küllerinin nehir suyuna atıldığında kişinin özgürleşeceğine inanıyor.


13– Hayvanlarında bulunduğu erotik heykeller tapınakları süslemek için kullanılır.
14– Hindistan’da 7 yaşına gelen kızlar bir tören yapılarak köpekle evlendiriliyor. Bunun sebebi ise kız çocuğunun ileride gerçek kocasıyla evlenene kadar çocuğu köpeğin koruyacağına inanılması.
15– Fasulye ve nohut üretiminde dünyanın en önde gelen üreticisidir.
16– Dünya dinlerinin hepsi Hindistan’da görülür. Hinduizm, Budizm, Jainizm, Sihizm gibi dinler ise bu ülkede doğmuştur. Ülkenin %80’ni Hindu, %13 Müslüman %7’si ise diğer dinlerdendir.
17– Resmi dilleri Hintçe ve İngilizcedir. Ayrıca 17 farklı dil ve 1.652 lehçe konuşulmaktadır.
18– Cenaze törenlerinde siyahın aksine beyaz giyilir.
19– Orjinal anlamı chaturanga olan satranç Hindistan’da doğmuştur.
20– Dünyanın ilk pamuğu Hindistan’da dokunmuştur.
21– Drahoma geleneği vardır. Bizdeki başlık parasının tam tersidir. Hindistan’da evlenecek olan kızın ailesi erkek tarafına yüksek miktarda para veriyor. Bunun için Hindistan’da yaşayan fakir aileler kız çocuğu sahibi olmak istemiyor.
22– Kurbağaların evlendirilmesi geleneği vardır. Hindu geleneklerine göre, kurbağaların evlendirilmesi yağmur tanrılarının hoşuna gidiyor. Umarım kurbağalarında hoşuna gidiyordur.
23– Hindistan’ın en popüler sporu Krikettir.
24– Ulusal meyvesi Mango’dur.
25– Dünyanın en çok filmi Hindistan’da üretilir. Boolywood film ve dizi sektörü birçok başarılı yapıma imza atmıştır. Özellikle Hint dizileri dünya çapında izlenme rekorları kırmaktadır.
26– Hindistan’da giyim tarzı çok önemlidir. Ülkede giyim tarzları toplumsal sınıflandırma olarak görülür.
TuFaN34 is nu online   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-05-2020, 11:54   #51
TuFaN34
Super Moderator
 
TuFaN34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2015
Mesajlar: 15,340
Ünvan
Rep:: 21
Rep Puanı : 85
Rep Derecesi : TuFaN34 is on a distinguished road
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 7
15 Mesajınıza 15 Teşekkür Edildi
Standart Foça Karataş Efsanesi

Foça ile ilgili bir efsane dolanır dillerde, yaklaşık 150 yıl önce Küçükdeniz’de Panayot adında bir balıkçı ve eşi Eleni yaşarmış. Panayot ailesinin çocukları yokmuş ama buna rağmen mutlu mesut yaşıyorlarmış. Balıkçılık ile geçinen ailede Panayot her sabah küçük teknesiyle birlikte erkenden balığa çıkarmış. Akşama kadar yakaladığı tüm balıkları sattıktan sonra soluğu balıkçı kahvesinde alırmış. Burada bir duble erik rakısı içmeyi ihmal etmezmiş. Pazar günleri eşi Eleni ile birlikte küçük kiliseye giderek dualarını yaparlarmış.
Büyükdeniz’de de Hüseyin adında bir balıkçı ve eşi Hatice varmış. Hüseyin dinine son derece bağlı bir insanmış. Bir müslüman olarak Cuma namazlarını hiç kaçırmazmış. Cuma günleri kale içindeki mescide giderek namazını kılarmış. O da aynı Panayot gibi her gün balığa çıkarmış. Akşam olup balıktan döndüğünde o da soluğu balıkçı kahvesinde alırmış. Kötü havalarda balığa çıkamadığı zamanlarda ağlarını tamir edermiş, eşiyle birlikte en büyük hayalleri ise yuvalarını şenlendirecek bir çocukmuş.
Panayot ve Hüseyin birbirlerini şahsen tanıyan ama ailece birbirlerine gelip gidecek kadar samimiyetleri olmayan iki balıkçıdır. Bir gün Orak Adası civarlarında balık avlarken birbirlerine “Rastgele” dileklerinde bulundular. İki balıkçı o günkü kısmetlerini beklemeye başlamışlar. Akşam saatlerine doğru hava birden değişir ve fırtına kopar. Bu durum karşısında iki balıkçıda ağlarını toplayıp Foça’ya doğru hareket ederler. Fakat sert dalgalardan dolayı Panayot’un sandalı sorun yaşar. Azgın dalgalar onu denizde sürüklemeye başlar. Bu durumu gören Hüseyin hemen arkadaşı Panayot’un yardımına koşar. Hüseyin, Panayot’un sandalını kendi sandalına bağlar ve birlikte kazasız sağ salim halde Küçükdeniz balıkçılar kahvesine giderler. Bugünden sonra iki can dost olurlar.

Aradan 7-8 ay geçtiğinde sonra Panayot, Hüseyin’e bir çocuğu olacağını anlatır. O gün akşam Hüseyin de eşine durumu anlatınca, Hatice de hamile olduğunu söyler. Özlemle bekledikleri çocukları nihayet gelmektedir. Çocukların doğumu yaklaştıkça heyecan daha da artar. Sonunda çocuklar birer gün arayla doğarlar. Panayot’un erkek çocuğu Talaşa, Hüseyin’in kız çocuğu Deniz adını alır. Talaşa ismi Rum dilinde Deniz anlamına gelmektedir. Bu tesadüften etkilenen arkadaşlar Hüseyin’in çocuğunu Migalo Talasa-Büyük Deniz, Panayot’un çocuğunu Mikro Talasa – Küçük Deniz diye çağırırlar.
Aradan yıllar geçer, çocuklar büyür. Bu iki genç arasında gizli bir aşk başlamış. Çocuklar, babaları denize çıktığı zamanlarda, şimdiki Köprübaşı denen yerde birlikte oturup sohbet ederlermiş. Bu köprübaşı denen yerde bir dere akıyormuş ve orada kara bir kaya parçası olan “karataş” duruyormuş. 2 sevgili bu karataş üzerinde oturup evlilik hayelleri kurarlarmış.
Nihayet bir gün ailelerine birbirlerini sevdiklerini ve evlenmek istediklerini söylemişler. Bu durum karşısında Panayot ve Hüseyin çok mutlu olmuşlar ve çocuklarını nişanlamışlar.

Talasa, geleceğini balıkçılıkta görmediği için, çalışıp para kazanmak için İzmir’e gider. Aradan yıllar geçmesine rağmen Talasa dönmemiştir. Karataş’ın üzerinde Talasa’nın geri dönmesini bekleyen Deniz, ümitsizlikten hasta olup ölmüştür.
O günden sonra Talasa ve Deniz’in aşkları Foça’da uzun zaman konuşulmuş ve dilden dile anlatılmıştır. Panayot ve Hüseyin’in ortak dilekleri şuydu: “Kim ki Makro Petra-Karataş’ın üzerinden geçerek Foça’ya gelip, yeri belli olmayan bu taşa ayak basarsa, Foça’ya olan tutkuları artsın ve Foça’ya kuvvetli bir bağla bağlansınlar” demişlerdir. İşte o günden beri birçok kişi Foça’ya geldi, gitti ve gönülleri hep Foça’da kaldı. Çoğu da Foça’ya yerleşti. Bize kalırsa Foça’nın her yeri Karataş. Foça’yı görüp de sevmemek, dönüp gelmemek mümkün değil.
TuFaN34 is nu online   Alıntı ile Cevapla
Alt 26-05-2020, 10:40   #52
TuFaN34
Super Moderator
 
TuFaN34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2015
Mesajlar: 15,340
Ünvan
Rep:: 21
Rep Puanı : 85
Rep Derecesi : TuFaN34 is on a distinguished road
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 7
15 Mesajınıza 15 Teşekkür Edildi
Standart

İyi ile Kötünün Ötesindeki Friedrich Nietzsche’nin En Çarpıcı Sözleri
İlginç Bilgiler

sdcn
Tüm yazılarını görüntüle.







“Nietzche, hakkında 28 dilde 4000’den fazla kitap yazılan ve her yıl da daha birçokları yazılmaya devam eden filozof, şair, besteci, filolog… Böyle Buyurdu Zerdüşt” yapıtıyla tanınan Nietzsche, dindar bir ailenin tek oğludur. Papaz olmak için yola çıkan Nietzsche, 1865’te Leipzig Üniversitesi’ne geçerek felsefe yazıları yazmaya başlamıştır. 24 yaşında profesör olarak en genç profesör ünvanını almıştır. “Böyle Buyurdu Zerdüşt, İyi ve Kötünün Ötesinde, Putların Alacakaranlığı, Deccal, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü” başlıca kitaplarıdır. “übermensch” yani “üstinsan” kavramının yaratıcısı olan Nietzsche, yokluğa adadıklarıyla nihilizmin babalarındandır denebilir. O, arayıcı ruhun denizlere açılışının simgesidir.
Alman yazar Kurt Tucholsky der ki ““Bana neye ihtiyacın olduğunu söyle, sana hemen bir Nietzsche özdeyişi söyleyeyim.”” Çünkü insana bunu dedirtecek kadar çok, her duruma uygun yaşanmışlığı ve buna dayalı şiirsel üsluplu bir özdeyişi vardır. Ama gerçekten de ‘işte bu cümle tam olarak beni anlatıyor’ dedirtir insana. İşte o özdeyişleri sizler çin derledik. Nietzche’nin her halet-i ruhiyeye hitap eden ve insana bir nevi yol gösteren özdeyişleri:
Beni öldürmeyen her şey beni güçlendirir.
Seni seviyorsam sana ne bundan?
Ümit en son kötülüktür, çünkü işkenceyi uzatır.
Bilgi ermişleri olmak elinizden gelmiyorsa, hiç değilse bilgi savaşçıları olun.
Yele karşı tükürmekten sakınınız.
Bana yalan söylemiş olman değil, artık sana inanmamam sarsıyor beni.
Kendin alabileceğin bir hakkı, asla başkasının sana vermesine izin verme.
Yaşamak için bir “Neden”i olan, her türlü “Nasıl”a dayanabilir.
Neysen “o” ol!
Ruh, hayatın bağrına saplanan hayattır.
Acı der: “yıkıl!”
İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir.
Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız. Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?
Dünyanın en yüce tahtına da çıksanız, oturacağınız yer kendi kıçınızın üstüdür.
Yiğitlik, en büyük korkunun ve en büyük ümidinin üstüne üstüne gitmektir.
Uygarlık tarafından yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir uygarlık çağını yaşıyoruz.
Ne denli yükselirsek, uçmak bilmeyenlere o denli küçük görünürüz.
Kadını kadının içinde özgürlüğe kavuşturmalı!
Uçurumları sevenin kanatları olmalı.
Kendi savaşınızı açmalısınız, kendi düşüncelerinizin uğruna. Düşünceleriniz yenilse bile, dürüstlüğünüz zafer çığlıkları atmalıdır bunun için.
Bizler arzu edilenden ziyade arzulamaya aşığız.
Hayatı kaybetmenin kıyısına yaklaşanlar onu daha iyi tanırlar.
Kişioğlu da ağaca benzer, ne denli yükseğe ve ışığa çıkmak isterse, o denli kök salar yere, aşağılara, karanlığa, deliliğe, kötülüğe.
Acıların bölüşülmesi değil, sevinçlerin bölüşülmesidir dostluğu yaratan.
En derin yaralarla başlar en derin gülücükler. En yüksek uçurumlardan düşerken öğrenirsin uçmayı. En derin denizlerde boğula boğula becerirsin tek bir nefesle yaşamayı.
İnsan dostunu düşmanından daha zor affediyor.
Güzeldir karşılıklı susmak Daha güzeli de gülüşmek.
İyi olduğun için herkesin sana adil davranacağını beklemek; vejetaryen olduğun için, boğanın saldırmayacağını düşünmeye benzer.
Ey ulu yıldız! Kendilerine ışık saçtıkların olmasaydı, saadetin nerde kalırdı!
Zayıflar bizi kendi gücümüzden utanmaya zorladıkları için kazandılar.
Gerçekten de hayatın anlamı olmasaydı, ve ben anlamsızı seçmek zorunda olsaydım, bence de en seçilesi anlamsızlık olurdu bu.
Kadının nasıl bir nimet olduğunu tüm derinliği ile hissetmek gereklidir.
Siz yükselmek isteyince yukarıya bakarsınız, bense aşağıya bakarım çünkü yükselmişim.
Ancak öbür gündür benim olan. Kimileri öldükten sonra doğar.
İnanç gerçeği bilmek istememektir.
Yüksek dağda buz içinde gönüllü yaşamaktır felsefe. Şüphe değil, kesinliktir insanı deli eden…
Bugüne dek varlığa karşı en büyük itiraz neydi? Tanrı…
Kendini bilgiye adayan için yalnızca düşmanını sevmek yetmez; dostuna da kin duyabilmelidir.
Tek bir şey olabilmek, tek bir şeye varabilmek için çok yerde, çok şey olmak; bu bendeki sağduyudur.
Sanat hakikatten daha değerlidir.
Nerede canlı bulduysam, orada güç iradesi buldum; hizmet edenlerin iradesinde bile efendi olma iradesi buldum.
Bütün yargılayanların gözünden bir cellat bakar.
Erdem uyumuşsa deha zinde kalkar.
İnsanlar ışığın çevresinde toplaşırlar, daha iyi görmek için değil, daha iyi parıldamak için. Kişi, ışığını karartmayı da bilmelidir, böceklerden ve hayranlardan kurtulmak için.
Beklemek ahlaksız kılar.
Kanmışlıklar, doğruluğun yalanlardan daha tehlikeli düşmanları.
Artık bana verecek mutluluğun kalmadı mı, ne çıkar! Acıların var daha.
Bazı sırlar vardır yalnız dostlara anlatılacak. Bazı sırlar vardır dostlara bile anlatılmayacak. Bazı sırlar vardır kendimize bile açıklanmayacak.
Kaybetmeyi göze alamayacak kadar az dostum var.
Güçlü bir umut, yaşam için ortaya çıkmış herhangi bir tek gerçek mutluluktan çok daha büyük bir uyarıcıdır.
En insani davranış, bir insanın utanılacak duruma düşmesini önlemektir.
Severim gözü pekleri; ama yeterli değildir. Kılıç ustası olmak darbeyi kime vuracağını da bilmeli!
Deha sahibi insan, en azından iki şeye daha sahip değilse, hiç çekilmez. Dünyayla barışık olmak, saflık…
Nerededir güzellik? Tüm istemimle istemek zorunda olduğum yerdedir; sevmek ve yok olmak istediğim yerdedir, sadece bir imge olarak kalmasın diye.
Bir şeyden hoşlanmaktan söz edilir; aslında doğrusu, bu şey aracılığıyla kendinden hoşlanmaktır.
Yasaklanmış olana erişmektir amacımız. Felsefem bu parolayla bir gün üstün gelecek; çünkü şimdiye dek, kural olarak, yalnız doğruları yasakladılar!
Sanki tüm hayatım boyunca yanlış melodiyle dans etmiş gibiyim.
Yaşamı anlamaya başladığın andır durabilmek ayaküstünde.
Sorun bu zaten, başkasıyla olmak, başkasının olmak değil. Kendi başına başkasıyla, başkasıyla kendin olmak…
Bir insan, kirli düşüncelere sahip olduğu için utanmaz. Bir başkasının, o kirli düşüncesini bilme ihtimali utandırır.
Kendi omuzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki!
Ey büyük yıldız! Aydınlattıkların olmasaydı nice olurdu mutluluğun.
Derin olduğunu bilen kimse kolay anlaşılır olmaya çalışır, kalabalıkta derin görünmekten hoşlanan kimse ise anlaşılmaz olmaya çalışır. Kalabalık dibini göremediği her şeyi derin sanır çünkü!
Birçok şeyi yarım yamalak bilmektense, hiç bilmemek daha iyidir! Başkalarının düşünceleriyle bilgelik etmektense, kendi hesabına delilik etmek daha iyidir!
Benim sevdiğim insan, ruhu kendini harcayan, teşekkür beklemeyen ve geri vermeyendir. Çünkü o hep armağan eder ve kendini esirgemek istemez.
İnsan sıkı tutmalı yüreğini; çünkü gitmesine izin verirse, çok geçmeden aklı da gider peşinden.
İnsan ruhu yaptığı seçimlerle belirlenir. Özdeyişler hâlinde ve kanıyla yazan kimse okunmayı değil, ezberlenmeyi ister.
Ve ceza, saldırgan için aynı zamanda bir hak ve şeref olmazsa, cezanız eksik olsun!
Peki siz, dostlar, beğeni ve beğenme tartışılmaz mı diyorsunuz? Fakat bütün hayat beğeni ve beğenme üstüne bir tartışmadır!
Sonraki işim düşünmek oldu. Kendimi onsuz düşünmek. Anlatabiliyor muyum?
TuFaN34 is nu online   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-05-2020, 12:21   #53
TuFaN34
Super Moderator
 
TuFaN34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2015
Mesajlar: 15,340
Ünvan
Rep:: 21
Rep Puanı : 85
Rep Derecesi : TuFaN34 is on a distinguished road
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 7
15 Mesajınıza 15 Teşekkür Edildi
Standart

Uzakdoğulular Neden Çekik Gözlüdür

Göz yapısı haliyle bütün insanlarda aynı özelliklere sahiptir. Çekik göz farkını yaratan etken göz kapaklarıdır. Çinliler, Japonlar, Moğollar, Eskimolar ve birçok ırktan kişilerin gözleri çekiktir. Çekik gözlü olan ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne doğru daha fazla inmiştir. Bu durumdan dolayı gözleri daha darmış gibi görünür.
Peki Bunun Sebebi Nedir?
Bu konuda bilim adamlarının bir teorisi var. Bu teoriye göre göz kapağının üzerinde katlı olarak duran bu ikinci kıvrım, bu insanların gözlerini yoğun olan kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için, bir nevi kar gözlüğü gibi gelişmiş. Göz yoğun kar altında rahat görüntü alabilmek için kendini bu şekilde geliştirmiştir. Günümüzde Çinliler, Japonlar, Moğollar bu ülkelerde yaşayan çekik gözlüler artık yoğun karlı havalara maruz kalmıyorlar. Bu bölgelerde yaşayan çekik gözlü insanların ataları, son buzul çağında soğuklarıyla ünlü Sibirya bölgesinden yani Asya’nın kar ve buzla kaplı en soğuk bölgesinden güneye, bugün yaşadıkları yerlere göç ettikleri tahmin ediliyor.
Günümüzde halen buzullarda yaşayan Eskimoların gözleri de çekiktir. Bu özellik sayesinde gözleri soğuktan daha az etkilenir. Bu kadar soğuk hava koşullarında yaşayan insanların vücutları iklime uyum sağlamak zorundaydı. Soğuk hava koşullarında sadece gözler etkilenmemiş aynı zamanda burunda büyük ölcüde etkilenmiştir. Gözler ile birlikte burun da soğuk rüzgarlara en az maruz kalacak şekilde küçülmüştür. Çekik gözlü insanların burun delikleri, solunan hava ciğerlere gidene kadar ısınsın diye daralmış ve küçülmüştür.Çekik gözlülerin ciltleri çekik gözlü olmayan insanlara göre daha yağlı bir yapıdadır. Cilt yapısının yanında göz kapakları da diğer ırklara kıyasla daha yağlı olduğundan, daha sarkık durur ve bu oluşum gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Bu koşullar altında bu insanlar çekik gözlü değil aslında düşük göz kapaklı insanlardır
TuFaN34 is nu online   Alıntı ile Cevapla
Alt 28-05-2020, 10:06   #54
kuzey
Administrator
 
kuzey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2012
Mesajlar: 11,467
Ünvan
Rep:: 20
Rep Puanı : 120
Rep Derecesi : kuzey is on a distinguished roadkuzey is on a distinguished road
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 0
21 Mesajınıza 22 Teşekkür Edildi
Standart Teknolojiden Uzak Yaşayan Mennonitler

Yüzyıllar önce Almanya ve Hollanda’dan gelerek Paraguay, Meksika ve Bolivya ülkelerine yerleşen Mennonitler, dünyanın geri kalanından oldukça farklı bir hayat tarzını benimsediler. Mennonitler teknoloji namına ne varsa kullanmadan yaşıyorlar. Orta çağ koşullarında oldukça mutlu bir hayatları var. Kendi yaşam tarzlarının en doğrusu olduğuna inanıyorlar. Bu yaşam tarzının onları cennete götüreceğini düşünüyorlar. Değişik bir inançları var. İbadetleri de oldukça farklı bu yüzden. Mennonitler, yüzlerini masalara gömerek ibadet ediyorlar. Hayatlarında şiddetin yeri yok. Bu köyde suç işlenmiyor. Hırsızlık yok, cinayet yok, kavga yok, küfür yok. Birbirlerine karşı son derece saygılı davranıyorlar. Doğruluk ve dürüstlük en büyük öğretilerinden biri.
Evlerinde telefon yok, televizyon yok, radyo yok, ilaç yok; hatta elektrik yok. Mennonitler, akşamlarını yıldızların ışığında sohbet ederek geçiriyorlar. Dünyanın geri kalanı gibi televizyon veya bilgisayar kullanarak zamanlarını boş boş geçirmiyorlar. En büyük lüksleri ise gaz lambaları kulanmaları; bu, onlar için çok lüks bir teknoloji. Hatta onu bile bazen kullanmayı red ediyorlar. Bunların yanında sadece doğal bir hayattan yana oldukları için doğumlarını evde kendileri yapıyor. Köylerinde doktor, öğretmen yok. Kendi eğitimlerini kendileri planlıyor ve sadece ihtiyaçları oldukları bilgileri çocuklarına öğretiyorlar.

Sosyalleşmeleri bizlere göre daha iyi durumda. Örneğin gençler pazar günleri buluşup tanışıyorlar. Bu tanışmalar, zamanla evliliğin önünü açıyor ve aile hayatına hızlı bir geçiş yapıyorlar. Teknoloji hayatlarında yok ama müzik de hayatlarında yok. Dans olayına karşılar. Köyde müzük dinlenmiyor ve dans edilmiyor.
Burada kadın ve erkek birçok alanda eşit ve aynı işleri yapıyor. Kadınlar da ata biniyor ve tarımla uğraşabiliyor. Kendi besinlerini üretiyorlar ve kendi elbiselerini dikiyolar. Her şeyi tek başlarına hiçbir araç kullanmadan yapıyorlar. Hayvanlarla iç içe yaşıyorlar ve fabrika üretimi hiç bir şey kullanılmıyor.
Köyde yaşayan Alman ve Hollandalı köylüler sadece kendi aralarında evlilik yaptığı için Alman ve Hollandalı genlerini hala saf bir şekilde korunuyor. Tekonolojinin olmadığı, doktor ve öğretmenin olmadığı bu köyde hayatlarından oldukça memnunlar.

Kim bilir belki de en güzeli böyle bir hayat tarzıdır. Günümüzde teknoloji hayatımızı kolaylaştırabilir ama bir o kadar da zorlaştırıyor aslında. Sürekli artan ihtiyaçlar yüzünden daha çok çalışmamız gerekiyor. Daha çok çalıştıkça daha az zaman ayırabiliyoruz kendimize ve ailelerimize. Çevremizdeki teknolojik ve kimyasal ürünler sağlımızı olumsuz bir şekilde etkiliyor. Çocukluğumuz hayatımızda hiç kullanmayacağımız gereksiz bilgileri öğrenmek ile geçerken, gençliğimizde de hormonlu besinler ve teknolojik kirliliğin içinde çalışıyoruz. Emekli olduğumuzda hayatımız hastanelerde geçiyor. Ama teknolojiden uzak yaşayan Mennonitler, köylerinde doktorlara bile ihtiyaç duymuyorlar. Son derece sağlıklı ve mutlu bir hayatları var.
kuzey is offline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tags
bilgiler, faydali, ile, umit


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
diş saglıgı için 10 faydalı öneri kuzey Hastalıklar (Tedavi yolları) 1 15-11-2018 08:33
diş saglıgı için on faydalı öneri kuzey Hastalıklar (Tedavi yolları) 0 19-04-2018 11:26
hem ekonomiye hemde saglıga faydalı kuzey Hastalıklar (Tedavi yolları) 0 01-03-2017 06:25
az tüketilen 11 faydalı gıda kuzey Hastalıklar (Tedavi yolları) 0 11-04-2016 08:03
Faydalı Bilgiler A^H^M^E^T Gizli Gerçekler 4 25-01-2010 15:01

Sponsored Links


All times are GMT +2. The time now is 17:54.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd. Web Hosting By Arvixe