GalaxiForum


Geri git   GalaxiForum >
.....::::: Sosyal Konular :::::.....
> Kültür-Sanat > Kitaplık

Konu Kapatılmıştır
 
Seçenekler
Alt 21-02-2007, 19:07   #79
MeGa_X
Assist Admin
 
MeGa_X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Yaş: 50
Mesajlar: 840
Ünvan
Rep:: 118
Rep Puanı : 10495
Rep Derecesi : MeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond repute
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 396
916 Mesajınıza 1,550 Teşekkür Edildi
Arrow Cesaretle Yaşamak

Sponsored Links
KİTABIN ADI Cesaretle Yaşamak KİTABIN YAZARI İsfendiyar AÇIKSÖZ YAYINEVİ VE ADRESİ Altın Kitaplar Yayınevi Cağaloğlu / İSTANBUL BASIM TARİHİ 1990 KİTABIN YAYIM MAKSADI Cesaretin Günlük Yaşamımızda Oynadığı Rolün Niteliği Nedir? Neden Onun Yerini Başka Hiçbir Şey Tutamıyor? Onu Nerede Aramamız Gerekiyor? KİTABIN ÖZETİ :
En önemli cesaretimiz ölüme karşı kullandığımızdır. Bir de sabah yataktan kalkabilmek için yararlandığımız var. Ötekiler ya bunların türevleridir ya da bunlardan esinlenerek oluşurlar. Ölürken geçen her saniye, daha cesur olduğumuzu kanıtlamaz, yaşarken cesur olmaksa, insanın kendi varlığını son ana kadar hissettirmesi demektir.
Cesaret en son saniye dahil insanın daha iyi yaşamasını sağlar. Varlığını kanıtlayan her harekete güç kazandırır. Bilinçaltımıza yerleşmiştir. Verilen her kararda etkili olur. Öyle anlar olur ki, cesur davranmamak pek çok şeyi değiştirir. III. Cumhuriyet bakanlarından Raoul Dautry’nin 1938 yılında Almanya’da bulunduğu sırada başından şöyle bir olay geçmiştir. Barajın açılış töreni yapılırken, elli metre yüksekliğindeki bir duvarın üstünde, Hitler’in tam arkasında bulunuyormuş, içinden "acaba, onu aşağıya iteyim mi?" diye geçirmiş. Ne var ki, cesareti olmadığından bunu yapamamış. Cesaretten söz edebilmek için ortada seçim yapılmasını gerektiren bir durum bulunmalıdır. Yapılacak hareket bir seçim sonucu oluşur.
Genel anlamda cesaret, ahlak kökenli bir erdemdir. Çoğu kez kahramanlıkla birleşir. Eski Yunan’da cesaretten söz edilirken Achille simge olarak gösterilir. Onu ne zafer kazanmak, ne de başkalarına üstünlük sağlamak için kullanıyorum, o benim, yalnız kendimin tanığı bulunduğum hayatımı daha iyi yaşamama yardımcı oluyor. Bu yardım, moral kazandırıcı bir cesaret değil, varlığıma psikolojik bir destek olabilecek biçimde gerçekleşiyor.
Bir anne intihar eden kızının ardından kendisine yazılmış şu kelimeleri bulur: "Anneciğim yaşamak için cesarete ihtiyacım olduğunu bana söylemiştin."
Çağımızda ihtiyaç duyulan cesaret bizi tam bir bütün olarak koruyabiliyor. Her gün karşımıza çıkan değişik sorunlarla mücadele edebilmemiz için parça parça olmamızı önlüyor.
Eğer cesaretin kullanılması yeniden zorunlu hale geldiyse, bu savaşta bu silahı benim için başka hiç kimse taşıyamaz ve benim yerime kullanamaz. İyi korunabilmek için sigortalı olmaktan çok, cesaret sahibi olmanın daha geçerli olduğundan artık kuşku duyulmuyor.
Bu kitapta, "Başkalarının çiçeklerinden bir buket yapmaya çalıştım, benim tek katkım onları bir kordonla bağlamak oldu." diyen Nontaigne, bu yöntemi benden çok daha iyi kullanmayı bilmişti.
Kesin olarak tam ne zaman cesarete ihtiyaç duyarız? Harekete geçmek fikri daha henüz hareket sayılmaz. Harekete geçmek için alınan karar da henüz uygulama değildir. Az ya da çok yükseklikte bir basamak atlanmış olmalıdır ki günlük yaşantımıza dahil bir etkinlik süreci başlamış sayılsın. İşte bu geçiş anında cesaret olaya karışır.
Denize yüksekten atlamak düşüncesiyle, atlama tahtasının ucuna doğru yürüyorum. Denizle aramdaki mesafeyi yüksek bulduğumdan bir an tereddüt ediyorum. Atlayayım mı, atlamayayım mı? İçimde, havuzun kenarındakilerinin beni inceleyen bakışları rüzgarın durumu ve daha önce yaptığım dalışların anıları tam bir çarpışma halindeler. Hem kendimi boşluğa fırlatabilmek için, hem de başarısızlığımla alay etmek isteyenlere karşı çıkabilmek için, ne olursa olsun her iki halde de cesarete ihtiyacım var.
Cesaret "Bir şeye karşın" hareketin başlatılmasını sağlar. Sadece bu hareketin sonunda bir sorun yoktur. Bir bardak suyu dudaklarıma kadar götürebilmek için cesarete gerek duymam. Bunu yaparken en azından hafif bir romatizma ağrısı dahi bana acı vermemelidir. Amaç böyle bir acı duyma durumunda bile yine de suyu içmektir. Ne var ki bu iş için küçük çapta bir cesarete ihtiyaç vardır.
İşte cesaret işlevi yapmak için karşımızda; onun yoğunlaştırdığı, somutlaştırdığı nesneleri görüyoruz. Eğer bu anı geçirirsem, aldığım karar, kesin karar olma niteliğini yitirecek, göstermek istediğim irade de bir silkinmeden ibaret kalacak. Ücret artışı isteğimse yine dalgalanmalar yapmaya devam edecek. Cesaret hem geleceğin somut olarak gerçekleşmesine, hem de onun geçmişe göre bir yön almasına etkili olur. Arzular, istekler, kararlar somut planda kalırlar, zihnimiz sürekli olarak bunlarla uğraşır. Bunların somutlaşmaları ve gerçek olarak biçim değiştirmeleri için sadece cesaret verir.
Yazar felsefe ve geleneksel olarak sadece soylu ve yüce cesaret konularıyla ilgilenir. Sokrat baldıran zehirliyle dolu kadehi dudaklarına götürmekte hiç tereddüt etmedi. Turrenne, kemiklerine kadar titrerken savaşmaktan hiç geri kalmadı. Guillaume, And dağlarındaki fırtınalara karşı gelerek o güne kadar hiçbir canlının yapamadığı biçimde bu dağları aşmayı başardı.
Cesaret kendiliğinden kahramanlık ve erdemle birleşir. Bize hem olağanüstü hem de üst düzeyde ahlak değeri olan bir duygu biçiminde görünür.
Onun bu niteliği, pek çok kişinin neden onunla çok ender ilgilenildiğini çok iyi açıklıyor. Günlük yaşantıda kahramanlıktan çok üçkağıtçılık becerileri daha değerli kabul ediliyor. Erdemse sadece protestan kiliselerinde vaaz edilen, yüksek ahlaki bir tema olarak ilgi topluyor. Oraya gidenlerin sayısında da gün geçtikçe bir azalma görülüyor. Her zaman ihtiyaç duyulan olağan cesaretin, özel olarak erdem sayılabilecek hiçbir yanı yoktur.
Hayal alemiyle gerçek arasında iletişimi sağlayan kapı cesarettir. Cesaret ölümcül olmamızdan doğan kaygılarımızı giderir. Harekete geçmemizi sağlar. Gerçeğin içine geçmemize yardımcı olur. Cesaret meydana gelen türlü durumlara göre bir güdülenme sonunda oluşur. Güçlü bir heves duyulduğunda, ulaşılacak hedefin kesinleşen bilinci, benlikle bu noktaya gelmek için neler yapmak gerektiğini de kapsar. Öyle ki, Göz dikilen amaç ya da nesneyle bizi ayıran engelin aşılabilmesi için gereken gayretin elde edileceği nokta ancak cesareti algılamakla sağlanabilir.
Cesaretin meydana çıkması için ortada tehlikeli, zor bir durumla karşılaşması zorunludur. Cesaretin en üst sınırı, kendi öz varlığını feda edebilmeyi göze almaktır. Böyle bir noktaya ulaşabilenler, sert kayadan destek sağlayabilirler, her türlü cesaretlerini kurarken hiç zorluk çekmezler.
Başkaları için ölümü göze almak, cesaretlerin en üstünüdür. Bu nitelik insanın doğasında vardır. Çok eski çağlardan beri bütün ülkelerdeki edebiyatlarda, operalarda, dramlarda, efsanelerde hep bu ana fikir işlenmiştir.
Hayatımda elde ettiğim en büyük şans; yeteneksizliğin, kuşkunun manevi acıların, çabuk kırılmanın, yalnızlığın ve cehaletin yaşamın bir parçası olduğunu öğrenmem olmuştur. Cesaret kalpten gelir. Kaynağı mantığımız değil, duygularımızdır. Hareket gerekli olduğunda mantığımız ona ancak sınırlı bir yardımda bulunabilir. Atılacak adımın altını çizer, doğrular; ama hareketin başlatılmasını sağlayamaz.
Siyasal ve askeri yöntemlerde olsun, özel sektörlerde olsun sorumluluk taşıyan yöneticiler, elde ettikleri deneyimlerde, aldıkları kararların mantıktan çok duygulara dayandığını çok iyi bilirler. Çünkü alınan kararların yalnız bir bölümünü kapsar
MeGa_X is offline  
Alt 21-02-2007, 19:10   #80
MeGa_X
Assist Admin
 
MeGa_X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Yaş: 50
Mesajlar: 840
Ünvan
Rep:: 118
Rep Puanı : 10495
Rep Derecesi : MeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond repute
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 396
916 Mesajınıza 1,550 Teşekkür Edildi
Arrow Cumhuriyet Çınarı

KİTABIN ADI Cumhuriyet Çınarı KİTABIN YAZARI Özer OZANKAYA YAYINEVİ VE ADRESİ İmge Kitapevi Yayıncılık Paz.San. ve Tic. Ltd.Şti.Konur Sok. No:3 Kızılay/ANKARA BASIM TARİHİ ARALIK 1996 KİTABIN YAYIM MAKSADI Atatürkçü düşüncenin meydana getirdiği çağdaş Türk toplumsal kurumları anlatılmıştır. KİTABIN ÖZETİ :
Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk ilkelerinin temel oluşturduğu, uygarlık tasarımı değerinde bütün dünyanın örnek alabileceği bir demokratik toplum sisteminin oluşması, Türk devrimi ile sağlandığı anlatılmıştır.
Bu sistemin ve Çağdaş Türkiye’nin yaratılmasında büyük önder M.Kemal Atatürk’ün demokratik toplum mühendisliğinin yaratıcılığı ve öngörüsü, bilimsel düşünce yapısı incelendiğinde tespit edilmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti incelendiğinde iki temel ilke göze çarpmaktadır.Bu ilkelerden biri bilimsel düşünce yapısı, diğeri ise demokratik yönetimdir.Bilimin tek yol gösterici olduğu, bilime dayanmayan görüş ve düşüncelerin geçersiz olduğu tarihteki örneklerle anlaşılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti insan hak ve özgürlüklerine, demokrasi ilkelerine dayalı olduğu için insanlığa örnek olacak bir başyapıt olduğu görülmektedir.
Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma hedefi Türkiye Cumhuriyetinin Atatürk tarafından gösterilen nihai amacıdır.Bu amaca ulaşmak için bilim, sanat, kültür alanında gelişme ve gelişmede devamlılık için akla ve müspet ilime dayanmak şeklinde özetlenebilir.
Bu büyük amacı gerçekleştirmek için tam bağımsızlık gerekmektedir.Bunun için Misaki Milli sınırlarında yurdun bağımsızlığını koruyabilmek için güçlü bir ekonomi ve buna dayalı güçlü bir orduya ihtiyaç olduğu ve gerektiği tespit edilmiştir.
Bu nedenle Atatürk ekonomik yapıya çok önem vererek ülkenin kalkınmasının ve ekonomik zenginleşmesi için,Demir yolları yapımına,Tarımın ileri teknolojilerle, çağdaş işletmecilik ve verimlilikle çalıştırılmasını başlıca ölçüt göstermiştir.
Köylünün Türkiye’nin sahibi ve efendisi olduğunu, tarımın makineleşmesini, sanayi alanında öncülüğün devlete ait olduğunu, sanayinin gelişimi ile birlikte devletin bu alt yapı ve ekonomik kalkınmayı başlattıktan sonra toplumun sanayileşme ve zenginleşmesine katkı sağlayacak özel teşebbüsün desteklemesi gerektiği ifade edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyetinin, Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmasında, Türk dili ve edebiyatının güçlendirilmesi gerektiğini belirtmiş ve Türk tarihinin araştırılması için çalışmalar başlatmış, Türk tarih kurumunu kurmuştur.
Halk evlerini açarak Türk toplumunu demokratik atılımlarını halk yığınlarına ve özellikle yetişkinlere benimsetmek için çalışmalar başlatılmıştır.
Türk devrimi yalnız uygar insanlık için değil, geri kalmış uygarlıklar içinde üzerinde durulması ve araştırılarak uygulanmaya değer büyük bir devrim ve eylem bütünlüğüdür.
İşte Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirilen Türk Devriminin ve onun ürünü olan Türkiye Cumhuriyetinin üzerinde kurulduğu ilkeler, dünyada örnek alınması gereken uygarlık projesi olacak eşsiz değerde bir yapıttır.
MeGa_X is offline  
Alt 21-02-2007, 19:11   #81
MeGa_X
Assist Admin
 
MeGa_X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Yaş: 50
Mesajlar: 840
Ünvan
Rep:: 118
Rep Puanı : 10495
Rep Derecesi : MeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond repute
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 396
916 Mesajınıza 1,550 Teşekkür Edildi
Arrow Çakal

KİTABIN ADI Çakal KİTABIN YAZARI Frederick FORSYTH YAYINEVİ VE ADRESİ E Yayınları Sirkeci / İSTANBUL BASIM TARİHİ 1998 KİTABIN YAYIM MAKSADI
KİTABIN ÖZETİ :
1. BÖLÜM :
22 Ağustos 1962 tarihinde gizli ordu (O.A.S.)Fransa Devlet Başkanı Charles de Gavlle’yi öldürmeye karar verir. Kararı Hava Ordusu subaylarından Hava Başkanlığında görevli 35 yaşındaki Yarbay Jean-Marie Bastien Thriy verdi. Görünüşte rejime sadık olan bu adam Cezayir’i Milliyetçi Cezayirlilere bırakmakla hem ülkesine hem kendisini iktidara getiren adamlara ihanet etmiş saydığı Chrales de Gaulle’e büyük bir kin besliyordu.
Suikast Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yapılacaktı. Bastien-Thiry’nin yaptığı iki hata suikasti hem başarısız kılmıştı hem de hayatına mal olmuştu. Birinci hata; planlanan güzergah üzerindeki yolda onarım çalışmalarının fark edilmemesinden kaynaklanan zaman kaybı, ikinci hata; ateşin açılacağı ana karar vermek üzereyken bir takvime bakmış 22 Ağustos günü alacakaranlığının 08:45’ te çöktüğünü öğrenmiş ancak baktığı 1961 yılının takvimiydi. 1962 yılının 2 Ağustosunda alacakaranlık 08:10 çöküyordu. Bu 25 dakikalık fark tarihin akışını değiştirmişti. Bu akış onu ipe götürecekti. Liberation Caddesi’ nde gazetesini sallayarak verdiği şifreli işaretle operasyon başlamış ancak başarısız olunmuştur. İşte bu andan sonra Fransa’da Jandarma Kuvvetlerinin desteğindeki Ulusal Güvenlik Kuruluşu akıl almaz bir soruşturma açıyordu. Bu hareket Fransız polisinin kayıtlarında eşine rastlanmayan, olağanüstü boyutlarda bir insan avına dönüşecekti. Dosyalardaki şifreli adı “Çakal Olayı” dır.
03 Eylül günü polis tesadüfen durdurduğu bir arabadan kimliği olmayan birini karakola götürdü. Karakolda adam sorgulandı. Şüphelenen polis adamın konuşmaya başlaması için sorular sormaya başladı sonunda adam bu olayla ilgili 22 kişinin adını verdi. Büyük bir operasyonla biri dışında hepsi yakalandı. Bu kişi daha yakalanamadı.
Ulusal Direniş Hareketi (A.O.S.) başına Albay Antoine Agoud gelmiş. Başkanı öldürme planlarını o yürütmeye başlamıştı. Ancak daha hiçbirşey yapamadan Almanya’da yakalanarak Fransa’ya getirilmişti. Kendinden önceki örgütün lideri Thriy gibi idam cezası almış fakat kendisininki müebbet hapse çevrilmişti.
Yeni A.O.S. Hareketi başına Yarbay Mare Chazoet geçti. Chazonet’e göre Başkanı öldürme işini yapacak adam tanınmayan ve yabancı biri olmalıydı. Fransız ve İngiliz gizli servisleri arasındaki gizli çekişme onu; bir İngiliz katili seçmeye zorladı. Güvenilir bulduğu örgütten iki adamına haber yollayarak buluştular.Bu iki adamın adı Casson ve Walski’dir. Chazonet’in üç aydır yaptığı araştırma sonunda aklında bir İngiliz vardı. Arkadaşlarıyla konuştu ve İngiliz onaylandı. İngiliz’e ulaşıldı. Yarım milyon dolar karşılığında İngiliz bu işi almıştı. Bu İngiliz’in şifreli adı Çakal’dı.
1963 yılının Haziran ayının ikinci yarısıyla Temmuz ayı boyunca Fransa’da eşi görülmedik sayıda silahlı saldırı olaylarıyla karşılaşıldı. Saldırganlar önüne geldikleri yerleri soyuyorlardı. Bu saldırganlar O.A.S. örgütü üyeleriydi gerekli parayı temin etmişlerdi. Para anlaşmaya göre yarısı peşin geri kalan yarısı Çakal’ın İsviçre’deki bankalardan birindeki hesabına yatacaktı.
Londra’ya dönen Çakal De Gaulle ile ilgili kitapların listesi hazırlayarak başkan hakkında bilgi toplamaya başladı.Ancak okuduğu tüm kitaplara rağmen adam hakkında ve cinayetle ilgili kafasında hiçbirşey oluşmamıştı.Taki Figara gazetesinde okuduğu habere kadar.O haberde yıl içinde belli bir günde koşullar ne olursa olsun Başkan halkın arasına inecekti.Bu haberde sonra Çakal asıl planı hazırlamaya başladı.
Sahte bir isim bulmak için Thames vadisinde küçük bir köye gitti. Mezarlıkta uygun olan ismi buldu. Papazla görüşerek bu isimle ilgili bilgi aldı. Bu isim Alexandres Duggan’dı. Daha sonra bir Belçika’lıya gidip çok özel tüfek sipariş etti. Tüfek üç parçaya ayrılacaktı ve alimiyum tüplerin içine konacaktı. Tetikse son anda kendisi monte edecek şekilde olacaktı. Bu arada Çakal kendisine gerekli sahte kimlilerle uğraştı. Bunları yapacak adamı buldu ve bu konuyu halleti. Bu arada bu kimlikleri hazırlayan adamın kendisine Şantaj yapması üzerine adamı öldürdü. Tüfeği için kendisine bir orman buldu ve tüfeği test etti.
Bu arada Fransız istihbarat servisi S.D.E.C.E. Başkanı öldürme planını hazırlayanlardan Kawalski’yi yakalamıştı. Fransız hükümeti tüm birimleriyle harekete gemişti. İçişleri Bakanı çok büyük yetkilere sahip bir komiseri konuyla ilgilenmek üzere atadı. Komiserin adı Chaude Lebel’di. Artık başkanı öldürmek isteyen birinin olduğu biliyorlardı. Olağan üstü bir kovalamaca Lebel’li bekliyordu.
2. BÖLÜM :
Heryerde sarışın bir İngiliz aranıyordu. Çaka’lın Chazoret’le haberleşmesini sağlayan ajan Valnıy’i Çakal’a Kawalski’nin yakalandığını bildirdi. Bir ara Chazoret bu operosyonun iptal edilmesini düşünmüştü. Ancak Casson artık çok geç olduğunu Çakal’ı kimsenin durduramayacağını söyledi.
12 Ağustos sabahı Komiser Lebel ve yardımcısı Caron: cinayete ne zaman kalkışılacağını ve süikastçı hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadıklarını yalnızca adının Çakal olduğunu öğrenen iki polis uluslararası boyutta bir işbirliği sağlamak için diğer ülkelerin polis örgütleriyle irtibata geçmeye çalıştılar.
Çakal 12 Ağustos’da 12:00’ yi biraz geçe Brüksel havaalanına indi. Bir otele yerleşti. Bacağını alçıya aldı. Brüksel’den ayrılarak Milano’ya uçtu. Gümrüğü geçmekte zorlanmadı. Tüfeğin olduğu çantayı aldı. Diğerlerini emanete bıraktı bir tuvalete girdi makasla alçıyı çıkardı. Emanetteki bavulları bir hammala aldırarak lüks bir otele yerleşti.
Ertesi gün Çakal her zamanki gibi 07:30’da kalktı.Kahvaltısını yaptı. Birkaç saat oyalandı oyalandıktan sonra iki günlüğüne yüksek bir para karşılığı bir Garaj 1962 model bir Alfa romeo marka bir araba kiraladı. Bir nalburcuya uğradı. Bir tulum, bir kerpeten, bir kangal çelik tel, lehim lambası ve lehim aldı. Garaja gitti aldığı malzemeleri bıraktı. Daha sonra Tüfeğinin bulunduğu çantayı alarak tekrar garaja döndü.Saat 15:00’a geliyordu. Garaja girdi kapıyı içerden kilitledi ve çalışmaya başladı. İki saat boyunca tüfek parçalarının bulunduğu ince tüpleri arabanın şasisinin içine lehimledi. Bu arabayı özellikle kiralamıştı. Çünkü incelediği araba dergisinde alfanın güçlü bir çelik şasisinin olduğu ana kirişlerin içe doğru geniş bir dik açı meydana getirebilecek şekilde kıvrıldığını görmüştü.
Bu arada Çakal’ı arama faaliyetleri oldukça hızlı sürüyordu. Çakal iki yabancı pasaportun bulunduğu üç yabancı kimlikle dolaşıyordu.Müfettiş izini bulup otele geldiğinde Çakal çoktan arabasıyla Fransa’ya doğru yol almıştı. Ayrıca onlar Charles Calthrop’u arıyorlardı. Çakal’sa Fransa’daydı yeni Alexander Duggan’dı. Ölüm emrini verenler bile onun nerede olduğunu bilmiyorlardı. Çakal merkezle irtibatı sağlayan Valmy’i aradı. Valmy’de ona polisin ulaştığı noktayı anlattı. Çakal artık daha dikkatli olmalıydı.
Ertesi gün Çakal oto malzemeleri satan bir dükkana gitti. Sprey oto boyası, inze fırça aldı. Arabayı maviye boyadı. Plakaya şablon hazırladı. Arabayı gün ışıyana kadar kullanacağından gece bu amatör çalışma pek fark edilmeyecekti.
Bu arada polis Çakal’ın yeni kimliğini bulmuştu. Fransa’ya da bu isimle girmişti. Kaldığı otelde tanıştığı bir kadınla o gece beraber oldu. Sabah kadın otelden ayrılmıştı. Çakal’da zaten ayrılmak durumundaydı. Hesabı kestirirken sorumluya bütün para vermiş adam parayı bozdurmaya gittiğinde otel defterinden kadının adresini almış ve oradan ayrılmıştı. Polisse hemen ardından otele baskın yapmış fakat Çakal bir kez daha sıyrılmıştı. Çakal aldığı adrese doğru gitti. Arabayı bir avlanma bölgesinde bıraktı ve bavullarını aldı. Tüfeğin bulunduğu tüpleri söktü ve yola koyuldu. Hava yeni aydınlanıyordu. Bir kamyonet bunu gideceği köye götürdü. Kadının kaldığı şatoda üç gün geçirdi.üçüncü gün sabah Valmy’i aradı. Valmy ona arabayı bulduklarını söyledi. Sonra ayrılmak için hazırlık yapıyordu. Tüfeği yerleştiriyorduki kadın onu o şekilde görünce Çakal’a sende A.O.S.densin dedi. Çakal kadının boğazına yapışarak onu öldürdü, oradan ayrıldı. Ayrılmadan önce yeni kimliğine büründü. Kendini makyaj malzemeleri sayesinde oniki yaş ihtiyarlaştırdı. Papaz kıyafetleriyle oradan ayrıldı.Oyun giderek tehlikeli olmaya başlıyordu.Tulle’en trenle Paris’e geçti.
3. BÖLÜM :
Valmy’le görüştüğünde, Valmy ona papaz kıyafetine olduğunu bildiklerini söyledi. Telefon görüşmesinden sonra Valmy’de yakalanmıştı. Çakal artık tamamen yalnız kalmıştı. Garın arkasında üçüncü sınıf bir otele yerleşti. Tekrar kimliğini değiştirmek için aynanın karşısına geçti.
Müfettiş bu arada olup biten bütün gelişmeleri gündelik olarak Bakana raporla bildiriyordu.Müfettiş rapor için Bakanın yanına gittiğinde ortaya ilginç bir tesadüf çıkmıştı. Çakal’ın beraber olduğu kadın Borones Colette Polıs teşkilatından bir komiserin sevgilisi çıktı. Bu adamda o anda salonda bulunuyordu. Adam istifasını sunmayı teklif etti. Fakat bir sessizlikle olay öylece kalmıştı.
Çakal’a karşı alınan önlemler öyle arttırılmıştı ki Korsikalılar Birliği bile devreye sokulmuştu. Bu birlik Fransa’nın en iyi örgütlenmiş ve en önemli cinayet sendikasıydı.
Çakal artı büyük güne hazırlanıyordu.Tüfeğini çıkardı kendisine üç mermi aldı. Cinayet girişiminde bulunacağı bölgenin detaylı bir keşfini daha önceden yapmıştı. Büyük gün gelmişti.25 Ağustos Pazar günü. Sıcaktı, oldukça sıcak bir gündü. Kurtuluş şenliklerinin yapıldığı gündü. Güvenlik önlemleri oldukça sıkıydı. Binaların tepelerinde keskin nişancılar ve alanın 200 m. çapında geniş bir polis seti bulunuyordu. Bir ihtiyar alana doğru ilerledi, elinde aliminyum bir bastonla polise doğru yaklaştı. Polis kimlik sordu. İhtiyarın adı Andre Martin’di İhtiyar ayrı bir kart daha çıkardı, kartta “Malül Gazi”yazıyordu. İhtiyar traş olurken yüzünü kesmişti. Polis adama nerede oturduğunu sordu. İhtiyar şuradaki apartmanın tavanlarından birinde dedi. Aldığı maaşla anca geçindiği söyledi. İhtiyar oradan ayrıldı.O ihtiyar Çakal’dı.
Apartmanın giriş kısmında daha önceden gördüğü kadın iskemlede oturuyordu. Kadına yaklaştı.Bir bardak su vermişti. Bir bardak su vermesi istedi.Kadın acıkmaklı bir halde onu içeri aldı.Çakal kadını içeride öldürdü. Hızla tavan arasına çıktı.Hazırlıklarını yaptı.
Bu orada müfettiş Lebel ortalığı dolaşıyor, polislerle kouşuyordu.İhtiyarı salan polise yaklaştı.
-Buradan geçen oldu mu? diye sordu.
-Hayır Komiser’im.
-Tahta perdelerin ötesine geçmek isteyen de olmadı mı?
-Hayır Komiser’im, yaşlı bir harp malülünün dışında... Şurada oturuyor. aliminyum değneği vardı komiserim.
Komiser Lebel polis memurunu yanına alarak hızlıca apartmana doğru kalabalığı yardılar. Çatı katına doğru merdivenleri tırmanmaya başladılar. Bu arada Çakal, başakanın yüzünü tüfeğin dürbününde görmüştü ve tetiğe bastı. Başkan o sırada öne doğru eğilince kurşun kulağının dibinden asfalt yola saplandı.Çakal’ı ter basmıştı. Acaba Başkan kulağının dibinden geçen merminin sesini duymuşmuydu. Çakal ilk defa ıskalamıştı. Yeni mermiyi tüfeğe yerleştirmeye koyuldu. Müfettiş Lebel’de son katın sahanlığında solularak belirdi. Yüreği sanki kaburgaların arkasında patlayıverecekti. Polis memuruna çabuk çabuk şu kapıyı kırın dedi, yana sıçradı.Polis kilide ateş etti. Çakal içeriye giren polis memurunu görünce ateş etti, polis memuru oracıkta ölmüştü. Ardından müfettiş içeri girdiğinde Çakal’ın yapacak birşeyi yoktu. Müfettiş Çakal diye mırıldandı. Lebel dedi Çakal. Çakal 9 mm.lik kurşunla dolu bir şarjörün neredeyse yarısını göğsüne yedi. Herşey bitmişti artık.
Onu Pere-Lachaise mezarlığındaki adsız bir mezara gömdüler.25 Ağustos 1963 günü bir araba çarpması sonucu Batı otoyolunda ölen bir yabancı turist olarak kayıtlara işlediler. Cenaze töreninde bir papaz, bir kanun temsilcisi, iki mezarcı ve cesetle birlikte altıncı kişi vardı. Bu altıncı kişi üzülmüştü sadece. Bu adam oradan ayrıldı karısı ve çocuklarıyla birlikte gündelik hayatına devam etti.
MeGa_X is offline  
Alt 21-02-2007, 19:12   #82
MeGa_X
Assist Admin
 
MeGa_X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Yaş: 50
Mesajlar: 840
Ünvan
Rep:: 118
Rep Puanı : 10495
Rep Derecesi : MeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond repute
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 396
916 Mesajınıza 1,550 Teşekkür Edildi
Arrow Çanlar Kimin İçin Çalıyor

KİTABIN ADI Çanlar Kimin İçin Çalıyor KİTABIN YAZARI Ernest HEMINGWAY YAYINEVİ VE ADRESİ Varlık Yayınları Ankara Caddesi / İSTANBUL BASIM TARİHİ Mayıs 1996 KİTABIN YAYIM MAKSADI Nobel Ödülü Kazanmış Olan Amerikalı Dev Romancı Ernest Hemingway ‘İn İspanyol İç Savaşını Konu Olarak Ele Alan Romanıdır. KİTABIN ÖZETİ :
Roberto Jordan; sarı saçlı, rüzgar ve güneşle yanmış yüzü, ince yapılıydı. Çok zor bir göreve seçilmişti. Gerçi daha önce birçok defa yaptığı işlerden biriydi ama yinede General Golz onu bu görev için bizzat kendi görevlendirmişti. General Golz, Roberto Jordan ‘ın şimdiye kadar çalıştığı en iyi general olmasına rağmen, tümeninin taarruza başlamasıyla beraber köprüyü uçurması gerekecekti. Uçakların bomba sesleri duyulunca köprü uçmuş olacaktı.
Aşağıda yaşlı adam onu arabada beklemekteydi. 68 yaşına rağmen dinç ve kuvvetli bir görüntüsü vardı. Dağda Amerikalıya yardım edecek çetelerin hepsini tanıyordu. Gerçi çoğu işe yaramaz adamlardı ama tren işini iyi yapmışlardı. Kashlein görevini çok iyi yapmış, treni bölgedeki çetelerle beraber havaya uçurmuştu. Daha sonrada başka bir iş esnasında ölmüştü.
Yaşlı adam Roberto ‘yu köprüye götürdü. Köprünün iki yanında iki nöbetçi vardı ve biraz uzağında 7 askerin kaldığı bir karakol vardı. Dinamitleri, yarım saatlik uzaklıkta bir tepede olan Pablo’ nun yerine götürdüler. Ağaçların arasında olan bu yerde Pablonun dört atı vardı. Pablo 50 yaşını geçmişti, çok akıllı ve tecrübeli bir adamdı. Tren işinde o da vardı. Çingene, Fernando, eşi Pilar ‘da. Tren işi esnasında kurtardıkları Maria’ yı hepsi de taşımışlardı.
Pablo Cumhuriyetçiydi, çetelerin hepsi Cumhuriyetçiydi. Ama köprü işini öğrendiğinde Pablo ‘nun hoşuna gitmedi bu iş. Tren işi daha mantıklı idi. Onun kadar kampta sözü geçen Pilar, Roberto ‘yu destekleyince diğerleri de desteklediler. Pilar başkanlığı Pablo ’nun elinden aldı ve köprü için Roberto ‘ya yardım edeceğini söyledi. El Sordo (diğer çete reisi) ‘nun da yardım edeceğinden şüphe yoktu. Dağlarda yüzlerce adam olmasına rağmen El Sordo ‘nunkilerle beraber topu topu 18 kişi bulabilmişlerdi. Diğerleri güvenilir değildi. Köprünün imha edilmesinden dolayı Pilar ve Sordo adamlarıyla beraber bu bölgeyi terk etmek zorunda kalacaklardı. O akşam Sordo gelmeyince ertesi gün Pilar ve Maria ‘yla beraber, Roberto Jordan El Sordo ‘nun yanına gitmeye karar verdiler. Maria trenden baygın halde kurtulmuştu. O zamanlar saçı tamamen kesilmiş olmasına rağmen, büyüdükçe Maria güzelleşmişti. Daha tamşah bir gün olmasına rağmen Maria ve Roberto birbirlerini sevmişlerdi. Pilar, Roberto ‘dan bu iş bitince kızı götürmesini istemiş, Roberto ‘da kabul etmişti.
El Sordo Cumhuriyetçi ruhunu dağlarda koruyan ender çete reislerinden biriydi. Roberto Jordan, El Sordo ‘nun kendisine yardım edeceğinden emin olmuştu. Altı at vardı. El Sordo, daha sonraki kaçış için gereken atları bulmak için gayret göstereceğini söyledi. Ne de olsa köprü işinden sonra buralardan gitmek zorunda kalacaktı.
Roberto, Maria ve Pilar akşama doğru barınaklarına döndüler. Pablo köprü işinden yana değildi. Roberto Jordan onu öldürmek zorunda olduğunu biliyordu. Diğer adamların hepsi de onun ölmesini istiyorlardı. Köprü işini bozabilirdi Pablo. Bir an mağaradan dışarı çıkan Pablo ‘nun kaçtığını düşündü herkes. Çünkü kaçarken birkaç dinamit lokumu da götürmüştü.
Roberto dışarıda yatmaya alışkındı. Gece bayağı ilerlemiş ve Maria ‘nın güzelliği onu büyülüyordu. Maria sıcacıktı. Bir ses üzerine arkaya dönünce Faşist Süvarilerden birini karanlıkların arasından zorda olsa seçebildi. Tabancasıyla onu vurdu. Tam kalbine gelmişti mermi. Diğer süvarilerinde gelmesi yakındı. Adamlarıyla beraber pusu kurdu ve kardan ayak izini takip etmesini beklediği diğer süvarileri bekledi. Süvariler bekledikleri gibi geldiler. Onları farketmemişlerdi, ama ilerlemelerine devam edip gittiler.
Silah sesleri Sordo ‘nun barınağından geliyordu. Atları satan Sordo ’nun yerini bulmuşlardı. Birkaç saat sonra silah sesleri kesildiğinde Sordo ve adamları ölmüştü.
Artık yalnızdılar. Andreas ‘ı, Roberto ‘nun verdiği notu götürmek için General Golz ‘un yanına gönderdi. Köprü sabaha uçurulacaktı.
Pablo gece yarısı beş abamla geldi. Pablo kaçamamıştı. İhaneti kendine yedirememişti. Roberto Pabloyu karşısında görünce ümitlendi. Köprü işi olabilirdi.
Pilar ve yanındakiler üstteki karakolu, Pablo yeni getirdiği beş atlı ile alttaki karakolu imha edecekti. forumta.com

Uçakların bombaları sabaha karşı duyuldu, Anselmo ve Roberto köprüdeki iki nöbetçiyi öldürdüler. Roberto dinamitleri yerleştirirken acele edemezdi. Neredeyse başarmak üzereydi. Diğer iki karakoldan silah sesleri ardı ardına geliyordu. Dinamitleri yerleştirdi ve Anselmo ile beraber ipi germeden köprüden bir miktar uzaklaştılar. Pilar ve yanındakiler karakolu halletmişlerdi ama iki adamı ölmüştü Pilar‘ın. Roberto ipi çekti ve köprü ortadan ikiye ayrıldı. Gökden yağan demir parçalarından biri Anselmo ‘yu öldürmüştü. Yaşlı adam çok küçük gözüküyordu.
Pablo tek başına kurtulmuştu tanktan. Karakolu imha edememişlerdi ama Pablo tek başına kurtulmuştu. Artık herkese yetecek kadar at vardı. Maria çok seviniyordu, Roberto yaşıyordu. Atlarla hızla ilerliyorlardı. Pablo ‘nun kaçmak için çok güzel planları olsa gerekti.
Bayırı çıktıkça Roberto ‘nun atı yavaşlıyordu. Zavallı hayvanın nefesleri bile hızlanmıştı. Büyük bir gürültü ile Roberto ‘nun ayağı, düşen atın altında kalmıştı. Ayağı kırılmış ve kırık kemik Roberto ‘nun kaslarını yırtmıştı. Daha fazla ilerleyemezdi. Yardıma gelenlerle vedalaşıp, orda kalmak istediğini söyledi. Diğerleri giderlerken, biliyordu. Daha General Golz ‘dan emir alırken böyle olacağını biliyordu.
MeGa_X is offline  
Alt 21-02-2007, 19:13   #83
MeGa_X
Assist Admin
 
MeGa_X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Yaş: 50
Mesajlar: 840
Ünvan
Rep:: 118
Rep Puanı : 10495
Rep Derecesi : MeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond repute
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 396
916 Mesajınıza 1,550 Teşekkür Edildi
Arrow Çizgilerle Stephen Hawking

KİTABIN ADI Çizgilerle Stephen Hawking KİTABIN YAZARI J.P.MCEVOY VE OSCAR ZARATE YAYINEVİ VE ADRESİ Milliyet Yayınları BASIM TARİHİ 1996 KİTABIN YAYIM MAKSADI Stephen Hawkıng’in Çalışmaları KİTABIN ÖZETİ :
Stephen Hawking Oxford üniversitesinden mezun olmuş ve Cambridge ‘de yüksek lisans programına kabul edilmiştir.1962 yılında tıbbi adı Als denilen hastalığa yakalanmıştır. Stephen Hawking fizik alanında çalışmalar yapmıştır. 1970’li yıllardan itibaren tekerlekli sandalye kullanmak zorunda kalmış, ellerini kullanamaz, yazı yazamaz hale gelmiştir. Ellerini kullanma yetisini yitirdiğinden araştırmalarını tamamen aklında gerçekleştirmek zorunda kalmıştır. Hawking bu andan itibaren kağıt kalem çizimleri ve yazılı denklemler yerine, sezgisel zihin resimleri ve denklemler yoluyla düşünmektedir. Kitapta genel görecelik kuramı alanında; Newton ve Hawking, Einstein ve Hawking‘in çalışmaları karşılaştırılmış ve bazı kuramları açıklanmıştır.
Fred Hoyle; Düzenli konum modelini desteklemek amacıyla kütlesel çekim kuramını geliştirmeye çalışmıştır, Hoyle, bu fikirlerini açıkladığında Stephen Hawking bu kuramın yanlışlığını ispat etmiş ve bir anda dikkatleri üzerine çekmiştir.
Stephen Hawking’e karadelik ışıması hakkındaki makalesinin yayınlanmasından sadece birkaç hafta sonra, Britanya’ nın en büyük akademik ödülü verilmiştir. Henüz 32 yaşında iken kraliyet derneğine üye yapılmıştır.
Stephen Hawking 1970 yılında Eınstein‘in genel göreceliğinin evrendeki bütün maddenin, enerjinin bir zaman tek bir noktada, bir tekillikte birleşmişliği gerektiğini kanıtladı. Bundan dolayı Pontifical Akademisi Hawking’i Papa Pius XI. madalyasıyla ödüllendirmiştir. Stephen Hawking bunların dışında fizikte ve evren bilim alanında çalışmalarda bulunmuş ve keşifler yapmıştır.
MeGa_X is offline  
Alt 21-02-2007, 19:14   #84
MeGa_X
Assist Admin
 
MeGa_X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Yaş: 50
Mesajlar: 840
Ünvan
Rep:: 118
Rep Puanı : 10495
Rep Derecesi : MeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond reputeMeGa_X has a reputation beyond repute
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 396
916 Mesajınıza 1,550 Teşekkür Edildi
Arrow Çöl Fırtınası

KİTABIN ADI Çöl Fırtınası KİTABIN YAZARI Erıc LAURENT - Erden AKBULUT / T.Ahmet ŞENSILAY
YAYINEVİ VE ADRESİ E Yayınları Çağaloğlu / İSTANBUL BASIM TARİHİ Kasım 1999 KİTABIN YAYIM MAKSADI Beyaz Saray’ın Körfez Savaşındaki Sırları
KİTABIN ÖZETİ :
20 Ocak 1989’da göreve başlayan, yeni ABD Başkanı George Bush, Vietnam savaşından yeni çıkmış olan bir ülkeyi devralmıştı. Vietnam savaşından, hatırı sayılır bir biçimde bulanık çıkan ABD, daha yeni yeni kendini toparlamaya çalışıyordu. Kendisini, zirveye ulaşmış bir politikacıdan daha çok, hazırlığın ve eğitimin politik gereklerin daha ağır bastığı, bir devlet adamı olarak niteleyen George Bush, körfez krizinin patlak vermesinden birkaç hafta sonra bir akşam, Beyaz Saray’ın Ulusal Güvenlik Konseyi başkanı Brent Scowcroft ile Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin’in, Kuveyt’i ilhakından sözetmişlerdi. Daha yeni başkan olan George Bush, devleti idare etmek adına , kendi çevresinde güvenilir bir çalışma ekibi kurmuş ve bu yeni durum karşısında, ne yapılacağı konusunda çalışmalara başlamıştı.
Her türlü tecrübeye sahip olan bu ekibin, yapmış olduğu araştırmalar, körfez bölgesinin öneminin ABD çıkarları ile aynı oranda olduğunu ve ilerde çıkacak olan bir çatışmada, kendilerinin yenik çıkacaklarını ifade etmişlerdi. Kendilerini her türlü ekonomik, siyasi ve askeri açıdan gelişmiş olarak gören ABD’nin başkanı ve ekibi, tamamen körfezi düşünüyor ve planlar tasarlıyorlardı. Ele geçen araştırmaların sonuç raporları, Irak’ın; Arap dünyasının liderliğine soyunduğunu göstermiş ve bunun dünyayı daha değişik bir konuma sokacağı düşüncesi, hakim olmuştu.
ABD’leri her açıdan kendine güveniyor, fakat güçlerinin çıkabilecek bir körfez krizini önlemeye yetmeyeceğini biliyorlardı. Bu sebeple Almanya, Japonya ve Fransa gibi ülkelerden oluşan bir müttefik ordusu kurulmuştu. Bunun getireceği avantaj ise daha yığınsal, güçlü bir ordu ile Irak’ın bu harekatını bertaraf etmekti.
Yaptığı istihbaratlardan, Kuveyt’i işgal ettiği için başta ABD olmak üzere herhangi bir ülkenin, buna karışmayacağı kanısına varan Irak Cumhurbaşkanı Saddam HÜSEYİN 2 Ağustos 1990 da, Kuveyt’i işgal etmiş ve daha önceki tehditlerini de bu sayede onaylamış oluyordu. Kriz, hemen Washington’da duyuldu ve George BUSH ile ekibi, aldıkları bir kararla gelişmeleri takip etmek üzere Irak’a, gizli bir istihbarat birimi göndermişlerdi.
ABD’leri, defalarca Birleşik Arap Emirlikleri yoluyla olsun, diğer ülkelerle olsun, çeşitli bürokratik girişimlerle Irak’ın, bu sevdadan vazgeçirmeye çalışmışlar ve tehdit etmişlerdi. Olası bir çöl harekatında, kendisi şimdiden hükmen galip gören Irak ise müttefik kuvvetlerin bu uyarılarını kulak arkası etmiş, aldırmamıştı. ABD’ye göre, Saddam Hüseyin’in düşüncesi; zengin yeni topraklara sahip olmak, daha çok büyümek ve arap dünyasının liderliğine oturmaktı. Bu sayede de diğer ülkeleri, ilerde kendisine muhtaç bırakacak avantajlara sahip olmaktı.
Irak, Kuveyt’i işgal etmiş, bunun üzerine ABD’leri, Irak’a geri çekilmesi için belli bir zaman tanımış, Irak’ın reddi ise savaşın başlamasına yol açmıştı. Müttefik kuvvetler, 16 Ocak 1990 da, Çöl Harekatı adını verdikleri, sıcak savaşı başlatmışlardı. ABD’lerinin ve müttefiklerinin, olağan üstü hava saldırıları ve bombardımanları, Irak Cumhurbaşkanı Saddam HÜSEYİN’nin geri çekilmesi için yeteri kadar ikna edici olmuştu.
Savaş bitmiş, Kuveyt Emirliği, eski düzenini almaya başlamıştı. Irak ise bu savaştan, büyük bir ders almış ve sıkıntılar içine düşmüştü. ABD’leri savaştan galip ayrılmış, bu sayede geçmişteki Vietnam bozgununun üzerine, bir yorgan çekmişti. Tabii ki; ABD’lerinin dünya üzerindeki liderliği ve gücü bu bağlamda yeniden ispat edilmiş oluyordu.
MeGa_X is offline  
Konu Kapatılmıştır

Bookmarks

Tags
kitap, ozetleri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dev Kitap Arşivi! (643 Tane E-kitap) Ebook BuY-RuK E-Book 0 02-01-2011 00:35
E-kitap Okuma Programları MeGa_X E-Book 0 28-06-2008 16:12
Uğur Mumcu'dan 6 e-kitap Uzman1 E-Book 0 23-10-2007 08:34

Sponsored Links


All times are GMT +2. The time now is 23:07.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd. Web Hosting By Arvixe