GalaxiForum


Geri git   GalaxiForum >
.....::::: Sosyal Konular :::::.....
> Sağlık > Hastalıklar (Tedavi yolları)

Cevapla
 
Seçenekler
Alt 13-12-2007, 18:19   #13
hasantek
Vip
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2,388
Ünvan
Rep:: 17
Rep Puanı : 390
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
57 Mesajınıza 76 Teşekkür Edildi
Standart

Sponsored Links
===AMİPLİ DİZANTERİ ===(E.Histolitika)



İnsanda enteropatojen tek amiptir. Kolon mukozasını tutar ve kanlı mukuslu diareye neden olur.
İki formu vardır.
1) Trofozoid form
2) Kist formu
E. Histolitika trofozoidleri 25 mm çapında,pseudopotları ile hareket eden formlardır.Canlı trofozoidlerde çekirdek belli belirsizdir.Trofozoid form konak dışındaki şartlarda yaşamını sürdüremez. Bu nedenle hastalığın yayılımından sorumlu değildir. E.Histolitika kistleri ise dört nükleusludur. Dış şartlara dirençlidir. Bulaştan kistler sorumludur.

BULAŞMA YOLLARI
Kistler
İnsandan insana
Direkt temasla
İnsan dışkısı ile kirletilmiş gıda ve sularla dolaylı olarak
Böcekler aracılığı ile mekanik olarak

PATOGENEZ
E.histolitika trofozoid formu iki tür gelişim gösterir.
1)Barsak lümeni formu
2)Doku formu

Barsak lümeni formu oral bulaşan kistler ince barsakta sindirim salgıları ile uygun pH da açılır ve dört çekirdekli metakistler ortaya çıkar. Çekirdeğin ikiye bölünmesi ile sekiz çekirdekli metakistik trofozoidler oluşur. Bunların etrafında sitoplazma ile çevrilmesi sonucunda sekiz küçük trofozoid form oluşur.

Doku formu barsak lümenindeki amipler daha fazla büyüyüp barsakepitel hücrelerini eritip mukozanın propriya tabakasına geçer. Doku artıkları ve eritrositlerle beslenerek çoğalır.Doku formu 20-40 mm. boyutundadır. Bu formlar barsağa dönerek prekist ve kist dönemini geçirir ve dışkı ile atılır. İçlerinde eritrosit bulunur.

KLİNİK
Hastalığın % 80-99’ u asemptomatiktir. Rutin dışkı incelemesinde kistlerin görülmesi ile saptanır. Geri kalan %20-1 vakada 1-4 haftalık inkubasyon periyodundan sonra gastrointestinal sistemde hastalık belirtileri başlar. Bu belirtiler alt abdomende ağrı, orta derecede ateş, kanlı ishal (tenesmusla birlikte veya değil) dir.Üç şekilde seyredebilir.
1)Fulminan kolit: Sık görülmez. Kötü beslenenlerde, hamilerde, kortikostreroid kullananlarda ortaya çıkar. Mortalitesi yüksektir. Karaciğer abseleri ile seyreder. İlaç tedavisine cevap vermedikleri için tanı önemlidir.
2)Amebik kolit: İnflamatuar barsak hastalıkları ile karışabilir. İntermittent diare, mukuslu dışkı, karın ağrısı, flatuens, kilo kaybı ile seyreder.
3)Ameboma:Çok ender rastlanır.(%0.5-1.5) Ortaya çıkan granülomlar. Barsakta sucuk şeklinde tümoral kitleler olarak ele gelir. Çekum.asendan kolon, sigmoid vetransvers kolonda sık görülür. Dışkı normal şeklini kaybeder. Kan ve mukus içerir. Şeffaf mukustan dolayı ağaç çileği ezmesine benzer. Hastalık bir süre böyle seyrettikten sonra belirtiler kaybolur. Daha sonra belirtiler tekrarlar.
4)Ekstraintestinal tutulumla seyreden form: Karaciğer fazla tutulumun olduğu organdır. Ateş, kilo kaybı, sağ üst kadranda rahatsızlıkla seyreder. Anemi, lökositoz, alkalenfosfatazda yükselme eşlik eder. Tanı ultrasonografi ile konur. Nadiren plevra perikardium yayılımı, beyin, akciğer ve böbrek tutulumu olabilir.

KOMPLİKASYONLAR
Barsak kanaması
Barsak dilinmesi
Peritonit
Apendisit
Yerel apseler
Perianal deri ülserasyonları

TANI
Dışkı veya rektosigmoidoskopikmateryalde trofdzoidlerin görülmesi
Paraziti karşı oluşan antikorların saptanması

KORUNMA
Suların klorlanması
El yıkama
Sıvı sabun kullanılması
Kağıt havlu kullanımı
Yeşil sebze ve meyvaların iyi yıkanması

kaynak: Bilkent Üniversitesi
hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-12-2007, 18:20   #14
hasantek
Vip
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2,388
Ünvan
Rep:: 17
Rep Puanı : 390
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
57 Mesajınıza 76 Teşekkür Edildi
Standart

===Anne sütünün yetersiz olması===

Hemen hemen her anne bebeğine hatta ikiz bebeğe yetecek kadar süt üretebilir. Ancak çoğu anne "yeterli sütüm yok, bebeğim iyi beslenemiyor" diye düşünür ve 6 aydan önce formül mamalara geçmek ihtiyacı duyar. Çoğu kez annenin yeterli sütü vardır. Bu durumda annenin yeterli süt ürettiğine ikna edilmesi ve sütünün bebeğine yeteceğinin anlatılması gerekli olabilir.

Sütün yeterli olmamasının en temel nedenleri şöyle sıralanabilir:
Emzirmeye geç başlama
Sık emzirmeme
Gece emzirmeme
Kısa emzirme Emzirme ile ilgili faktörler
Memeye kötü yerleşme
Biberon, yalancı meme verme
Ek besinler verme
Özgüven azlığı
Kaygı, stres
Emzirmeden hoşlanmama Annenin psikolojik durumu ile
Bebeği kabullenememe ilgili faktörler
Yorgunluk
Bebek gerektiği kadar kilo alıyorsa ve sadece anne sütü alan bebek günde 6 kez idrar yapıyorsa bebeğin yeterli süt aldığı düşünülür.

BEBEK İYİ BÜYÜYORSA ALDIĞI SÜT YETERLİDİR
Bebeğinin AğLADIğINI bu nedenle iyi beslenemediğini düşünen bir anneye bebeğin ağlamasına neden olabilecek başka faktörler olabileceği bilgisinin verilmesi gerekir.
Çok ağlayan bir bebek anne - bebek arasındaki uyumun bozulmasına neden olabilir, dolayısıyla aile bireyleri arasında gerilime neden olabilir.

Bebekler pek çok nedenle ağlayabilirler:
Altı kirlenmiştir.
Ortamın sıcak ya da soğuk olması bebeği etkiliyordur.
Hastalık ya da ağrısı vardır.
Annenin aldığı ilaçlar ya da yediği besinler sütü etkilemiştir.
Kolik.
Anne sütünün yetersiz olduğu düşünüldüğünde anneye doğru emzirme teknikleri ve emzirdikçe sütünün artacağı bilgisi verilmelidir.
hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-12-2007, 18:21   #15
hasantek
Vip
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2,388
Ünvan
Rep:: 17
Rep Puanı : 390
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
57 Mesajınıza 76 Teşekkür Edildi
Standart

===ANÜS KAŞINTI=== (PRURİTİS ANİ)

Anüs içi ve çevresindeki israrcı ve aşırı kaşıntılara verilen isimdir. Tuvalet sonrası ve geceleri kaşıntı daha çok olur. Sıkca rastlanılan bir durumdur.

SEBEPLERİ NEDİR ?
Bu rahatsızlığa bir çok faktörler neden olabilir. Bunların başında anal bölgenin aşırı miktarda temiz tutulması için yapılan temizlik gelir. Sık sık sabunla yıkamak, bu bölgenin doğal koruyucu salgısını yok eder ve bölgenin tahrişine neden olur. Ayrıca aşırı terleme, devamlı diare ( ishal ) anüsde tahrişe ve kaşıntıya yol açar. Alınan gıdalar ( çikolata, bazı meyveler,domates ve kuruyemiş vs. ) ve içecekler ( alkol, bira, süt, kola, kafeinli içecekler vs.) bazı kimselerde anal bölgede tahrişe sebep olabilir. Pruritis ani’nin az rastlanmakla beraber diğer önemli sebepleri organik hastalıklardır. Bunlar; Kıl kurtları, psöriazis, ekzema, dermatit, anal fissür, hemoroid, allerji ve anal bölge infeksiyonlarıdır.

TEDAVİ
Öncelikle kaşıntının belirgin bir hastalıktan ileri gelip gelmediğini ortaya koymak için bir cerrah ve dermatolog tarafından muayene edilmesi gerekir. Belirgin bir hastalık varsa tedavisi yapılmalıdır. Bunun dışında anal bölgenin temizliği için sık sık sabun kullanılmasından kaçınılmalı ve bölgenin kuru tutulması na çaba gösterilmelidir.
hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-12-2007, 18:32   #16
hasantek
Vip
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2,388
Ünvan
Rep:: 17
Rep Puanı : 390
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
57 Mesajınıza 76 Teşekkür Edildi
Standart



APANDİSİT===

Ani bir karın ağrısıyla gelen tehlike
Zamanında doktora başvurulduğunda basit; ama, geç kalındığında ölümcül bir hastalık sorunu.

Yaygın bir hastalık olan "apandisit", karnın alt kısmında bulunan ve apandis ya da apendiks denilen kör barsağin iltihaplanmasıdır. Türkiye Hastanesi hekimlerinden Prof. Dr. Hasan Taşçı ye Opr. Dr Cavit Hamzaoğlu, apandis ya da apendiks ile ilgili şu bilgileri veriyorlar. "Apendiks vermiformis uzun ince bir boru veya solucan şeklinde ortalama 9 cm uzunluğunda kör bir barsaktır. iki ila 25 cm arasında değişen uzunlukta olabilir. Çocuklarda, yetiş*kinlerden daha uzundur. Normalde karnın sağ alt bölgesinde yer almakla birlikte farklı konumlarda bulunabilir." Vücuttaki işlevi lam olarak bilinmeyen apendiks, bademcik gibi lenfoid doku bakımından zengin bir organ olarak tanımlanıyor.

APANDİSİT NASIL OLUŞUR?
Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu, apandisitin oluşması konusunda şunları söylüyorlar: "Apandisit yüzde 90 oranda, apendiks lümeninin (yani apendiksin iç kısmının) dışkı ile tıkanmasından kaynaklanıyor. Sık görülen nedenlerden biri de tenf dokularının şişmesidir. Çeşitli nedenlerle apendiksin içi tıkandığı zaman, apen*diks lümeninde sıvı birikir, mikroplar çoğalmaya başlar ve iç basınç artar. Basıncın artması ile apendiks şişmeye başlar ve giderek apendiks dokusunun kanlanması ve beslenmesi bozulur. Daha sonra nekroz (çürüme) ve patlama oluşur." Türkiye Hastanesi uz*manları, iltihaplanmayı durdurmanın mümkün olmadığını belirterek "apandisit önlenemez; önlemek için herhangi bir metod veya ilaç bulunmuyor" diyorlar.

GÖRÜLME SIKLIĞI
Eldeki verllere göre, apandisit her yasta görülmekte birlikte, en sık olarak genç erişkinlerde, 20-30 yaş grubunda ortaya çıkıyor. 60 yaşından büyüklerde yüzde 5-10 dolayında görülüyor, Çocuklarda en sık 6-10 yas grubunda görülen apandisjtin, 2 yaşından küçüklerde görülme oranı yüzde 2 dolayında kalıyor.

Görülme sıklığı bakrmından cinsîyete göre ilginç tablo gözleniyor, Ergenlik çağından Önce, kız ve erkeklerde apandisit oranı eşit olduğu görülüyor, 15-25 yas grubunda, erkeklerde apandisite 2 kat fazla rastlanıyor. 25 yaşından sonraki dönemde oran tekrar eşitleniyor.

BELİRTİLER VE TANI
Prof Dr. Hasan Taşçı ile Opr. Dr. Cavit Hamzaoğlu, apandisitin belirtileri ve tanısıyla ilgili olarak şunları söylüyorlar. "Karın ağrısı, iştahsızlık ve kusma temel belirtilerdir. Bunların bir araya gelmesi tanıyı kolaylaştırır.

Karın ağrısı; apandisitin en önemli belirtisidir. Genellikle göbek çevresinde veya mide üstünde başlar. Künt bir ağrıdır, azalma ve çoğalma gösterebilir, ama, hiçbir zaman tamamen yok olmaz. Genellikle 4-6 saat sürer (1-12 saat arasında değişebilir.) Daha sonra ağrı karın sağ alt bölgesine yerleşir. Bazı hastalarda ağrı sağ alt kadranda başlar ve orada kalır Apendiksin değişik yerleşimlerine göre ağrı sırtta, sağ veya sol kasıkta veya mesane üstü ve makatta hissedilebilir.

iştahsızlık, hastaların yüzde 90-95 inde ağrıdan daha önce görülen fakat önemsenmeyen bulgudur.

Bulantı ve kusma; önemli bir göstergedir. Hastaların yüzde 75'inde bulantı görülür. Genellikle hasta bir şey yerse Kusar, midesi boşsa kusmaz.

Bu belirtilerin yanında, hastanın, kabızlık, ishal ve gaz çıkaramama gibi şikayetleri de olabilir. Ancak, bunlar tanı değeri taşımazlar."

Mauyene bulguları, apendiksin, vücutta yerleştiği yere göre değişebiliyor. Patlama olup olmaması da bulguları etkiliyor. Vücut ısısı bazı kişilerde normal kalmakla birlikte bazılarında 37.5-38 dereceye çıkıyor. Hastanın, fazla hareket etmekten kaçınması ve öksürme zıplama gibi hallerde ağrılarının artması tanı bakımından önem taşıyor. Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu, apandisitle ilgili önemli bir noktaya işaret ederek; apandisit belirtilerinin, birçok hastalığın belirtilerine benzediğini belirtiyorlar. Bu nedenle bulguların değerlendirilmesi açısından hekimin deneyimi büyük önem taşıyor.

Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu'nun verdikleri bilgilere göre; karın içi lenf bezleri iltihabı, mide ve bağırsak iltihabı, kadın hastalıkları, dış gebelik, mide ve onikiparmak bağırsağının delinmesi, idrar yolları iltihabı ve taşları, safra kesesi iltihabı, pankreas İltihabı ve bağırsak damarlarının tıkanması gibi rahatsızlıklarla apandisit aynı bulguları verebiliyorlar.

"Bu tür fıtkların oluşma nedenleri arasında; şişmanlık, karında ameliyatta yapılan kesinin şekli, kullanılan dikiş materyali ve yara iltihabı sayılabilir. Ayrıca hastanın yaşı, genel vücut zayıflığı, hastanın genel durumunun kötü olması da fıtık oluşumunda etkili rol oynayabiliyor."

KESİN TEDAVİ
Özellikle gençlik döneminde ortaya çıkan bu yaygın rahatsızlığın ilaçla tedavi imkanı bulunmuyor. Ancak, apandisit, tedavisi kolay hastalıklar arasında yer alıyor. Türkiye Hastanesi hekimleri. kesin tedavinin ameliyat olduğunu belirterek, "hasta, laparoskopik (kapalı) veya açık appendektomi yöntemiyle ameliyat edilip, apandisit alınmalıdır" diyorlar. Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu, apandisit ameliyatlarıyla ilgili şu bilgileri veriyorlar:

"Apandisit tanısı konan veya apandisit olabileceği düşünülen hastaların ağızdan beslenmemeleri, ağrı giderici almamaları gerekir. Apandisit, 4 grupta toplanır. Üç gruptaki vakalar;

Akut apandisit, perfore (patlamış) apandisit, patlamış ve apse yapmış apandisit, kesin olarak ameliyatla tedavi edilmelidir. Dördüncü grup plastrone apandisittir. Bazen karın içinde omentum adı verilen bir yağ perdesi, apendiksi sarar ve iltihabın karın içine yayılmasını önler. Buna plastrone apandisit denir. Bu durumda hasta hastaneye yatırılır ve gözlem altına alınarak, antibiyotik tedavisine başlanır. Eğer şikayetler gerilerse hasta taburcu edilir ve 6-8 hafta sonra tekrar değerlendirip ve ameliyata alınır.”

ÖLÜME NEDEN OLABİLİR
Günümüzde apandisit ameliyatları en basit ope*rasyonlardan biri sayılıyor. Ancak tedavisi bu derece kolay olmasına rağmen, ihmal edilmesi halinde. apandisit, tehlikeli bir hastalık oluveriyor. Zamanında ameliyat edilmediği zaman İltihaplı apendiksin patlaması ölüme yol açabiliyor.

Genç erişkinlerde yüzde 15-25, çocuklarda yüzde 50-85, yaşlılarda yüzde 60-90 arasında patlama ihtimali bulunuyor.

Prof. Taşçı ile Opr. Hamzaoğlu, özellikle yaşlılar ve çocuklar açsından apandisitin büyük risk oluşturduğuna dikkat çekiyorlar ve "Yaşlı ve çocuklarda bulgular az olduğundan teşhis konulduğunda patlama olayı gerçekleşmiştir. Bu nedenle ölüm riski çok fazladır.

Genç erişkinlerde apandisitte ölüm oranı yüzde 0.1 in altındayken yaşlılarda bu oran yüzde 50 civarındadır" diyorlar.



hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-12-2007, 18:37   #17
hasantek
Vip
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2,388
Ünvan
Rep:: 17
Rep Puanı : 390
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
57 Mesajınıza 76 Teşekkür Edildi
Standart




===Arı İğnesi ve Arı Sokması===
İşçi arının arka tarafında bulunan iğne düşmanlarına karşı en büyük savunma aracıdır. Arkasında olmasına rağmen arı her durumda iğnesini düşmanına rahatlıkla saplayabilir.

Arı iğnesi iki kısımdan oluşur. Birinci kısım karın boşluğunda bağırsaklara bağlı ve oval şekilde olan zehir keseciğidir. İkinci kısım ise iğnedir. İğnenin üzerinde 9 adet ok ucuna benzeyen kancacıklar bulunur. Arı iğnesini sapladıktan sonra bu kancacıklar iğnenin geri çıkmasını engeller.

İğne saplandıktan sonra arı zehir keseciğini sıkar ve iğneden vücuduna zehir zerkedilen düşman büyük bir acı duyar. Arı iğnesini çıkarmaya çabalar fakat bunu başaramaz. Çoğu zaman bağırsaklarının bir bölümü de koparak iğne zehir keseciğiyle birlikte saplandığı yerde kalır.
Kendini kurtaran arının yaşama şansı yoktur, bir iki gün içinde ölür. İğnesini kaybeden arı daha çok hırçınlaşır ve düşmana saldırır. Fakat tekrar sokma şansı yoktur.
Arı soktuktan sonra panik halde el kol hareketleri yapmamak lazımdır. Bu hareketler diğer arıların da dikkatini çekerek saldırmalarına sebep olur.

Arı saldırısı karşısında yapılacak en iyi şey yüzümüzü ellerimizle kapatıp ordan uzaklaşmak ve bitkilerin arasına oturarak saklanmaktır.

Arı sokması sokulan yerin şişmesine neden olur. Bu da insana acı verir ve sinirli yapar. Sokan arıların çokluğuna göre, miskinlik, başağrısı, titreme, kaşıntı gibi reaksiyonlar da görülebilir.
Arı zehirinin kendine özgü keskin bir kokusu vardır. Bu zehir kokusunun yayılması diğer arıları da hırçınlaştırır. Eğer bir arı soktuğunda gerekli önlemler alınmazsa, aynı yerden başka arılar da sokmaya çalışır. Onun için arı soktuğunda arılıktan uzaklaşıp sokulan yeri yıkamak gerekir.

Arı Soktuğunda Alınacak Önlemler
Arı sokup iğnesini bıraktıktan sonra, kesinlikle zehir kesesinden tutarak çıkarmaya çalışmamalıdır. Çünkü bu hareket kesenin içindeki zehirin vücudumuza zerkedilmesine ve acımızın artmasına neden olur. En iyisi bir bıçağın yüzüyle ya da tırnağımızla sıyırarak çıkarmaktır.
Belli bir sayıya kadar arı sokması alerjisi olanların dışında tehlikeli değildir. Tehlike sınırı kişinin bünyesine göre değişir.

Arı allerjisi olanlarda vücudun genelinde kızarma, kaşıntı ve yumuşak dokularda şişme görülür. Bu sırada solunum güçlüğü, karın ağrısı, kusma, çarpıntı ve baygınlık görülebilir. Boğaz kaslarının kasılması ve yutak bölgesinin şişmesi ile nefes gittikçe zorlaşır ve hasta boğulabilir. Bu olaya "anaflaksi" veya "anaflaktik şok" adı verilir.

Arı sokmasına karşı en etkili tedavi amonyaktır. Amonyak hem arının soktuğu yere sürülebilir hem de bir bardak suya 5-10 damla damlatılarak içilebilir.

Şişmeye karşı antihistaminik veya steroid bir krem sürülmelidir. Ağızdan alınacak antihistaminik herhangi bir tablet oldukça yararlı olacaktır. Ancak şiddetli reaksiyonlar için geciktirilmeden tıbbi müdahalelere başvurulmalıdır.

Arı soktuktan sonra yarayı ovuşturmak ya da emmek kesinlikle doğru değildir. Arı tarafından sokulan kişi eğer terli ise zaten ter zehirin etkisini alacaktır.

Sokulan yere buz koymak, soğuk su ile yıkamak, yoğurt sürmek acının azaltılması için faydalıdır. Ayran da içilebilir.

Arının meyve yerken ağıza kaçarak boğazdan sokması hayati tehlike yaratabilir. Böyle bir durumda doktora giderken sirke ile sık sık gargara yapmak gerekir.



hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-12-2007, 18:39   #18
hasantek
Vip
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2,388
Ünvan
Rep:: 17
Rep Puanı : 390
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
57 Mesajınıza 76 Teşekkür Edildi
Standart

===arpacık===


Sık karşılaşılan bir sorundur. Nadiren cerrahi girişimler gerektirmekle birlikte, genellikle antibiyotik uygulamasıyla ve öteki basit yöntemlerle iyileştirilebilmektedir. Arpacık, etkilediği gözkapağı bezlerine göre ikiye ayrılır. Gözkapağının dışında kirpiklere bağlı yağ bezleri vardır. Bunlar, gözün yüzeyini koruyan yağı (sebum) salgılarlar. Bazen salgı bezi kanalı tıkanır ve içerde kalan bakteriler "dış" arpacığa neden olurlar.

Gözkapağının içinde ise, "meibom bezleri" denen bir dizi bez daha vardır. Bunlar da yağ bezleridir, ancak kirpiklerle bağlantılı değillerdir, gözkapağının arka yüzüne açılırlar. Burada oluşan bir tıkanıklık ve enfeksiyon da "iç" arpacığa neden olur.

Arpacık daha çok, derileri kuru ve egzamaya eğilimlilerde görülür. Kepek ve pullanma bu koşullarda ortaya çıkar ve arpacık bunların etkisiyle oluşur. Diğer enfeksiyonlarda olduğu gibi, genel olarak beden sağlığının bozuk olması ve direnç düşüklüğü de arpacığın sık görülmesine neden olur.

Arpacık ortaya çıkmadan birkaç gün önce gözde kaşınma ve batma hissi başlar. Arpacık bir iki günde ortaya çıkar. Küçük, ağrılı bir nokta biçiminde başlar; sonra şişerek belirgin kırmızı bir püstül (içi irin dolu kabarcık) halini alır. Dış arpacık kolayca tanınır. Ama iç arpacığın görülmesi için gözkapağını dışa doğru çevirmek gerekir. Şişen meibom bezi gözkapağını gerdiğinden iç arpacık, dış arpacıktan daha ağrılıdır.

Arpacıkla birlikte gözkapağındaki ağrı ve batma hissi artar. Işık ağrıyı artırır (fotofobi) ve göz sürekli sulanır. Fotofobi, göz sulanması ve sürekli burnunu çekme, çocukta, kızamık gibi daha ciddi bir hastalığı akla getirebilir

Yeterince erken anlaşılırsa, antibiyotikli merhem ya da damlalar arpacık oluşumunu önleyebilir. Ancak, çoğunlukla tanıdan önce püstül(ağızlaşma) oluşur ve antibiyotikler etkisiz kalır. Tek tedavi, oluşan iltihabın boşalmasını sağlamaktır. Sıcak kompres, kan akımını artırıp gözkapağını yumuşatarak ağrıyı azaltır ve enfeksiyonun iyileşmesini kolaylaştırır. Basit bir sıcak kompres, tahta bir kaşığın çevresine pamuklu bir kumaş ya da pamuk sarıp sıcak suyun altına tutularak yapılabilir. Su dayanılabilir sıcaklıkta olmalı ve kaşık her seferinde kapalı göz üstünde en az 10 dakika tutulmalıdır. Dış arpacığın yerleştiği kıl kökü kolayca fark edilir. Kirpik bir cımbızla alınırsa, arpacık kendiliğinden boşalır, ağrı ve şişlik azalır.

İç arpacığın tedavisi daha zordur. Enfekte olan meibom bezi dışarı açılmaya çalışır ama kalın gözkapağını delemez. Sonunda akyuvarlar enfeksiyonun üstesinden gelir ve belirtiler ortadan kalkar ancak geride mikropsuz bir iltihap kisti kalır. Meibom kisti, gözkapağının altında ağrısız, küçük bir kitle halinde hissedilir ve ancak cerrahi girişimle çıkarılabilir. Lokal anestezi altında gözkapağı dışa çevrilerek kist alınır, çevresi temizlenir.

Gözü ovuşturmak, enfeksiyonu bulaştıracağı için zararlıdır. Kepeğin önlenmesi de önemlidir, çünkü arpacıkta rolü olduğu düşünülmektedir. Neden blefarit, yani gözkapağı iltihabı ise, uzun süreli antibiyotik tedavisi ve hafif kortizonlu damlalar etkili olabilir.
Birçok vakada neden bilinememektedir.

Sağlıklı günler dileği ile...
hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tags
aciklamalari, burda, hastalik


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hastalık Hastası (Hipokondriazis nedir?) MeGa_X Hastalıklar (Tedavi yolları) 0 13-09-2009 00:25
Halk dilindeki hastalık adları Elrotek Hastalıklar (Tedavi yolları) 0 20-05-2009 20:28
En iyi AVATAR'lar Burda MeGa_X Avatarlar 21 28-12-2008 01:16
En komik Resimler burda Ĝ@L@XÎ Komik Resimler 2 28-12-2006 18:56

Sponsored Links


All times are GMT +2. The time now is 18:01.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd. Web Hosting By Arvixe